Özet
Don Juan tiyatrosunda, ebeviyatta, müzikte ve resimde sürekli bir ömrü olan efsanevi bir şahsiyetti. Aslı İspanyoldan, Chronique de Séville'in anlatısına göre İspanyol'un asıl aileinden birinin çocuğu olan Don Juan'dan bir çok kızları, evli güzel kadınlardan başlar. Çıktıktan sonra, bir geçe Reis Ulloa'yı öldürerek boğuna giden kızı kaçıp Ulloa'yı Fransiscain tahillerinin kılısinesine gömeerler. Bu cinayetin öncüsü alınmak için, Don Juan'ın râhpleri kılıseye çarşırak öldürüler ve halk arasında Don Juan'ın geçeleyin Ulloa'yı mezarında takıhte geldiğine ve mezarın da onu yutup Cehenneme yolladığı şayısını yayarlar.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
b (irN
Don Juan tiyatroda, edebiyatta, müzikte
ve resimde sürekli bir ömrü olan efsaneyi bir
şahsiyettir. Aslı İspanyoldur. Cironigue de S&-
ville'in anlattığına göre İspanyanın asil ailele-
rinden birinin çocuğu olan Don Juan de Te
norio, birçok kızları, evli güzel kadınları
baştan çıkardıktan sonra, bir gece Xeis Ulloa'yı
öldürerek koşuna giden kızını kaçırır. Ulloa'yı
Fransiscain râhiplerinin kilisesine gömerler.
Bu cinayetin öcünü almak için, Don Juan'ı
râhipler kiliseye çağırarak öldürürler ve halk
arasına Don Juan'ın geceleyin Ulloa'yı meza-
rında tahkire geldiği ve mezarın da onu yu-
tup Cehenneme yolladığı şayiasını yayarlar.
Edipler bu âkıbeti göklerin bir cezası sayıp,
şayiayı olduğu gibi kabul ederler. İlk önce
bu mevzu üzerinde 7irso de Molino bir ko-
medi yazar ve ondan sonra bu efsane şahsi-
yeti İtalyaya, Fransaya, İngiltereye ve Alman-
yaya yayılır. Her dilde Don Juan'a dair birçok
eserler meydana gelir. Don Juan temi ile eser
veren sanatkârların başlıcaları şunlardır :
Moliöre, Antonio de Zamora, Goldoni, Alexan-
dre Dumas, P. Merimce, Zorilla, Byron, Ha-
racourt, E. Rostand, H. Bataille, ressam De-
İucroix, musikişinas Glük ve Mozart,
.
Don Juan'a dair eldeki klasik bilgi hemen
bundan ibaret olduğundan, Suarös'in yaptığı
portreyi biraz daha aydınlatmak işin, Maurice
Barrâs'in bir makalesinden bazı lüzumlu par-
çaları kısaltarak aşağıya alıyoruz :
M. Barrös «Du sang, de la voluptö et de
la morb» adlı kitabında, «Hospice de la cha-
rilöp de, Don Juan'ı ziyaretini uzun uzadıya
anlatarak şunları söylüyor:
Bir hemşire bana bir tabloyu işaret etli:
* Kurtlar tarafından kemirilen iki ceset , Val-
des Leal'in korkunç ve meşhur tablosu ,,
“ Maharetle açılan bir perdeden sonra bi
den (thâtrale) tablo aydınlandı. Ve çürüyüp
dağılmanın müthiş renkleri arasında, bütün
gövdeleri kefenle örtülü, açık gözlerinde bin-
lerce kurdun kaynaştığı bir piskopos cesedi
ile bir kral cesedi göründü. Dipte bir kafatası
mahzeni, üst tarafta Katolosizmanın günahlarla
sevapları tartan esarlı terazisi. Ve hepsinin
gel -N
üstünde şu kitabe: Hinis glorice mundi. “Dün-
yanın şanı sona erdi »
Murillo bu eser için “ burnu tıkamadan
bakılmıyacak bir tablo » diyordu. Fakat bu
tabloyu Valdes Leal'e ısmarlayan kimdir, bi-
lirmisiniz ? İnsanı düşündürecek bir hal: Bu
resmi istiyen, ilham eden ve parasını veren
Don Juan'dır Moliöre'in, Byron'un Mozart'ın
ve bin üç kadının Don Juan'ı, »
« Müthiş bir şehvet, zinâ, fuhuş ve sefahat
devrcisnden sonra Don Juan otuz yaşında
“yani modern Don Juan'ın salonlarda fethe
çıktığı yaşta - kendi ölümüne ve cesedinin
âkıbetine işaret eden bir “ keşif.vision , ile per-
hize sarıldı. Caridad tarikatına girerek adâbını
baştan asağı istediği gibi değiştirdi. Ve bu tari-
katın başlıca adâbı şundan ibaret oldu: ldam
mahkümlarının son gecelerinde, onlara yoldaş-
lik etmek, dar ağacına kadar beraber gitmek
ve o zamana kadar köpeklere bırakılan leşi alıp
ebedi yatağına götürmek. Bu tarikata her si-
nıftan insanlar giriyordu. Eşraf omuzlarında;
asılmış, yahut kafası koparılmış gövdeleri taşi-
yorlardı. Zira onun koyduğu kanun böyle idi.»
“ Don Juan'ın bunları tahayyül etmesi be-
Bi şaşırtmıyor. Türlü türlü heyecanlarla sinir-
leri yıpranmış olan kimseleri, bu gibi korkunç
hallerin sarıp bağlaması tabiidir. Bu, onların
bütün öteki noktalarda tükenmiş olan ihsas
kabilyetlerini uyandırır, onları sıkıntıdan kur-
tarır. Şehvet ve ölüm, bir sevgili vebir ceset,
bizim zavallı makinamızı sarsacak son kay-
naklardır. Bununla beraber onların yanında da
çabucak horlamaya başlarız. ,,
Yerleşmiş bir kanaate göre; kadınları ko-
layca aldatan ve bu uğurda icabederse haba-
larını öldürmekten çekinmiyen, hiç bir şeye
inanmıyan, kıymet vermiyen, her şeyle alay
eden, çalımlı, parlak bir çapkın manasina kul-
lanılan Don Juan kelimesi, hakikatta beden ile
ruhun faciasını işaret eder. Suarâs, cevheri
istiyen ruh ile maddeyi bile tatmin edemiyen
gövdenin çatışmasını ve Allah karşısında in-
sanın hududunu bildiren hakikatleri söylüyor.
Sözü ona bırakıyoruz.
Burhan TOPRAK