language

ustmenu

searchbar

Her Ay 1937-04-20 Sayfa 98

Her Ay Dergisi, 20 Nisan 1937, Sayfa 98

 



Özet

Halit Ziya Gecesi.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

HALİT ZİYA GECESİ

Yazan: Mithat CEMAL

Bu biten Mayıs ayının 5 inci gecesi Eminönü Halkevi Halit
Ziya'nın 50 nci yazı senesini kutluladı.

Bu, bir borcun ödenmesiydi; bu, Halit Ziyanın, bizden se-
netlere müstenit bir alacağı idi; bu senetler Aşkı Memnu'dur,
Mavi - Siyah'tır, Mahalleye Mevkuf'tur.

Ve bu borcun ödenme vadesi, bu ellinci yıl, öyle bir gün-
de bitiyordu ki, Pariste Anatole France'ın adına posta pulu çı-
karıyorlardı.

Böyle bir günde, biz, memleketi, romansız olmaktan kur-
taran adamı anmasaydık çok ayıp ederdik.

Saray devrinde bizimle Avrupa arasında dört beş iltisak
hattı vardı: Beyoğlunda ve Babıâli yokuşundaki Fransız kitap-
çıları; Galatasaray Sultanisi; papas mektepleri; Paristen gelen
tiyatro trupları... Bir de Serveti Fünun.

Serveti Fünun'u bir edebiyat devrinin adı yapan, en çok
iki adamdır: Fikret, Halit Ziya.

Fikret «gazel» i manzume, Halit Ziya «masal» 1 romanı
yaptı.

— Cenap?

Cenap, Fikretten belki daha şairdi; Halit Ziyadan belki da-
ha nasirdi; fakat ikisinin gördüğü göremedi; çünkü kuvveti-
ni nesir kadar nazma da ayırdı. (Bu kanaatimi Cenabın ölü-
münden sonra söylediğime müteessirim.) Ve nesirde Halit Zi-
ya ile Cenabın birbirine, başka başka, rüçhanları var. Ancak
Halit Ziyanın Cenaba karşı en mühim rüçhanı şudur: Halit Zi-



Bu sayıdaki diğer sayfalar:


Her Ay 1937-04-20 Sayfa 97

Her Ay Dergisi, 20 Nisan 1937, Sayfa 97

 



Özet

İbadet.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

İbadet

Ne hasret denilen cehenneme gel,
Ne vuslat denilen Firdevsi vâdet:
Yüzünü görmesem bile, ey güzel,
Sade varlığını bilmek saadet!

Gez, dolaş, her şeyim senin içindir,
Hayalim bahçendir, gönlüm evindir...
Her sabah yolunu gözlemek dindir,
Her akşam adını anmak ibadet,

Görmeden, bilmeden bağlıyım sana
Secde ederlerse nasıl Rahmana;
Yegâne mirastır atamdan bana,
Benden de oğluma kalsın bu âdet!

Faruk NAFİZ



Bu sayıdaki diğer sayfalar:


Her Ay 1937-04-20 Sayfa 96

Her Ay Dergisi, 20 Nisan 1937, Sayfa 96

 



Özet

Bir tek tesellim var: Zannediyorum ki umumî harpte ya- ralanan büyük kıymetlerden biri de şirdir. Kalbinden vurul- du. Fakat ölmedi, hayır, ölmedi. Harpten sonra bir hezeyan devri geçirdi. Sayıklıyordu. Şuurunun mihverini şaşırdı. Cin- nete gülimsedi. Kâbuslar içinde idi.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

98 Her Ay

Bir tek tesellim var: Zannediyorum ki umumi harpte ya-
ralanan büyük kıymetlerden biri de şiirdir. Kalbinden vurul-
du. Fakat ölmedi, hayır, ölmedi. Harpten sonra bir hezeyan
devri geçirdi. Sayıklıyordu. Şuurunun mihverini şaşırdı. Cin-
nete gülümsedi. Kâbuslar içinde idi.

Her devirde şiir ölüm tehlikesi geçirir gibi olmuştur. V.
Hugo, geçen asırda şiirin ölmediğini haykırıyordu. Leon -Paul
Fargue'da bu gün haykırıyor:

«Bir gazete, bir ziraat makinesi albümü, körler ve kalb
hastaları için bir Larousse, bir mavi rehber, bir penbe rehber,
bir orta tedrisat programı, bir ahçı kitabı, bir telefon rehberi,
bir şarap listesi, bir pul albümü, bir bakkal defteri açıyorum,
hepsinde şiirin öldüğünden bahsediliyor.

«Halbuki şiir her zaman, en modern, en dinamik şey olma-
ya devam etmiştir. Bizden evvel vardır ve bizi istikbale sürük-
ler, Bütün kitaplar ve bütün okuyucular ölebilir; bütün züppe-
ler, münekkitler ve münekkitlerin torunları, münevver taslak-
ları çürüyebilir; şiir yine ölmiyecek. Ebedi olan şey yalnız o-
dur. Bu kâinatten hiç bir şey kalmadığı zaman bile boşluğun
şiiri doğacak: Son defa, kat'i olarak ve tek başına!»

...

Şiir ölmedi. Havada koşan elektrik dalgaları gibi kendisini
nakledecek büyük bir kalb ve kafa dinamosu, büyük bir şair
arıyor. Eminim ki bu şair bu gün yer yüzündedir. Fakat beşik-
lerde mi? Mekteplerde mi? Sisli dağların ardında mı? Tavan
aralarında mı? Bilmiyorum.

Dünya ve asır şairsizdir, fakat her milletin kendine yete-
cek kadar şairleri var. Belki bunlardan birinin dünya kürsü-
süne çıkmasını milli kıskançlıklar istemiyor. Şiir «sınıf» ve
«millet» ideallerinin dar çenberi içinde kaldı, Onu mücerret
insana bağlıyan büyük sinir uyuştu.

Fakat kopmadı, hayır, kopmadı. Çünkü ne sınıf, ne de mil-
let, henüz insanı öldürebilmiş değildir ve ihtilâllerle harpler-
de sınıflarla milletler mahvolabilir, fakat insan kalacaktır.

Peyami SAFA



Bu sayıdaki diğer sayfalar: