Özet
Çocuklar, üç yaşına kadar sarsak ve insicamsız hareketlerini düzelterek bunların bir virtüozu haline geldikten yana isabetli ve isabetsiz denemelerden muvaffakiyetiyle ve isabetli hareketleri kontrol ve taklit sayesinde itiyatlara kalbederek hareketlerine hakim olduktan sonra en çok sevdikleri kimse lerin portrelerini kendi vücutları taklit ettikleri gibi ellerine geçen bir kaleme bunların portrelerini yapmaktan da ayrıca zevk duyuyorlar.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
Her Ay
Çocuklar, üç yaşına kadar sarsak ve insicamsız hareketle-
rini düzelterek bunların bir virtüozu haline geldikten yani
isabetli ve isabetsiz denemelerden muvaffakiyetli ve isabetli
hareketleri kontrol ve taklit sayesinde itiyatlara kalbederek
hareketlerine hâkim olduktan sonra en çok sevdikleri kimse-
lerin portrelerini kendi vücutlerile taklit ettikleri gibi ellerine
geçen bir kalemle bunların portrelerini yapmaktan da ayrıca
zevk duyuyorlar.
İilim ve sanat tarihlerine bakılırsa bunların en iptidai te-
zahürlerinin müşabehet denilen benzerlik alâkasına dayandığı
görülür. Yazının ilk şekli olan portre bu alâkadan doğduğu gibi
edebiyatın ilk inkişafı da «teşbih», «istiare», «mecaz» dediğimiz
muhtelif portre şekillerile vücut bulmuş gibi görünüyor. İlim-
lerde de tahlil, tasnif ve izaha tekaddüm eden bir tasvir devre-
si görülür ki portre yapmaktan başka bir şey değildir.
Bir şeyin portresi o şeyin ayni olmadığı gibi gayri de de-
ğildir. Portrenin bütün mana ve sırrı da buradadır. O, bizi as-
lile kendisi arasında sallandırır gibi olur. Bunun için portrenin
aslına yaptığımız muameleyi kendisine yapmayız. Meselâ dos-
tumuzun bir portresini görünce sempati ve tebessümle muka-
bele edersek de selâm verip konuşmaya girişmeyiz. Eğer port-
re bizi bu derece aldatacak gibi yapılmışsa o, artık bir portre
değil, Fransızların «trampe dauil» dedikleri bir «göz alda
tan» dır. Portrenin meziyeti, idraki aldatacak bir göz aldatan
derecesine gelmemiş olmasındadır. Sanatta makbul olmıyan
taklit de bu «göz aldatan taklidi» olsa gerektir. Yoksa benzer-
likleri görmek ve yapmak insanın ve beşeri bütün kültürün
temelini teşkil eder. Eğer portre yapamasaydık insan da ola-
mıyacaktık. Nitekim hiç bir hayvan portre yapmamış ve ya-
pabilecek gibi değildir. «Her Ay» da sempati ile çizilmiş port-
reler görmek bana son zamanlarda bu hususta yapılan ince
tahlilleri hatırlattı. Bunların bir fantezisi mahiyetinde olan
bu satırlar, yapılan portrelerin orijinalliğini sezdirecek gibi
midir? bilmiyorum.
Prof. M. Sekip TUNÇ