language

ustmenu

searchbar

Her Ay 1937-04-20 Sayfa 55

Her Ay Dergisi, 20 Nisan 1937, Sayfa 55

 



Özet

Almanya'da gümrük ittihatı ve milli birlikten sonra nüfusun birdenbire artması başladığını görebiliyor. Bu halde kesafet (u-mumi surette) bir sebep veya netice olmaktan ziyade, iktima tekamül ve etkisinde meydana çıkan mühim arazlardan biri olmakla görülmeli. Bu bölüm meselesine gelince, kesafetin müdafaa için en çok baş vuran bir hadise de diğerleri gibi mi-haniki bir tarzda izah edilemez. Bu bölüm - bu mesele üzerine derinleşen Durkheim'in de haklı olarak gösterdiği gibi - uzvi tesadüdün eseri. Yani orada muhtelif parçaların fonksiyon itibarile aynılış bir makinenin parçaları arasındaki taksim gibi değildir; bir uzvietin muhtelif fonksiyonları arasındaki tesa-nütlü ayrılış gibidir. Fakat bu parçaların ne suretle vücut bul-duğu mevzuu bahsolunca mesele bir parça değişir. Görülüyor ki cemiyet sahasında da iş bölümü dinamik bir garipşmanın neticesinde doğmaktadır. Her biri mustakil birer cüzü tam olan küçük zümreler her nerede birbirile garipşmak suretle sikişrsa, orada onların karşılıklı tahdit ve kontrolleri neticesinde bir nevi zümrevi farklılaşma ve ayrılma vücut bulmağa başlıyor. Artık böyle bir farklışmanın olduğu yerde kesafet hadisesi de kendiliğinden meydana çıkmaktadır. Bu takdirde kesafete an-cak iş bölümü'nün mütadadı (corollaire) gözüle bakabiliriz. Fakat onu hiç bir suretle iş bölümü'nün sebebi gibi görmek doğru değildir. Diğer tabirde iş bölümü'nü yapan zümre içindeki fertlerin azalıp çoğalması değil, fakat bizzat zümrelerin birbi-.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

Felsefe, Ruhiyat ve İçtimaiyat 55

de (meselâ Hindistan ve Çinde) bu tekâmüle rastlamadığımız
halde, bilâkis nüfusu büyük bir kısmı itibarile seyrek olan İs-
veç ve Norveçte en eski ve ilerlemiş milletlerin yaşadığını gö-
rüyoruz. İptidai cemiyetlerin, iptidailiği çok defa muhit şart-
larının kifayetsizliğinden ziyade ırkların mücadelesi esnasında
geriye atılmış ve en fena şartlara razı olmuş olmalarından ileri
gelmektedir. Diğer cihetten kesafet hadisesi (içtimai tekâmüle
muvazi göründüğü bazı vaziyetlerde de) bir çok sebeplerin ne-
ticesi olarak meydana çıkmaktadır: Şimali Amerikada nüfus
çoğalması ilk zamanda Avrupa emperyalizmi ve müstemleke
ihtirasının eseri iken, sonradan Amerikan istiklâli ve istihsal
menbalarının kuvveti ile devam etmiştir.

Almanyada gümrük ittihadı ve milli bir-
likten sonra nüfusun birdenbire artmağa
başladığı görülüyor. Şu halde kesafet (u-
mumi surette) bir sebep veya netice olmaktan ziyade, içtimai
tekâmül vetiresinde meydana çıkan mühim arazlardan biri o-
larak görülmelidir. İş bölümü meselesine gelince, kesafeti mü-
dafaa için en çok baş vurulan bu hadise de diğerleri gibi mi-
haniki bir tarzda izah edilemez. İş bölümü - bu mesele üzerin-
de derinleşen Durkheim'in de haklı olarak gösterdiği gibi - uz-
vi tesanüdün eseridir. Yani orada muhtelif parçaların fonksiyon
itibarile ayrılısı bir makinenin parçaları arasındaki taksim gi-
bi de bir uzviyetin muhtelif fonksiyonları arasındaki tesa-
nütlü ayrılış gibidir. Fakat bu parçaların ne suretle vücut bul-
duğu mevzuu bahsolunca mesele bir parça değişir. Görülüyor
ki cemiyet sahasında da iş bölümü dinamik bir çarpışmanın ne-
ticesinde doğmaktadır. Her biri müstakil birer cüzü tam olan
küçük zümreler her nerede birbirile çarpışmak suretile sıkı-
şırsa, orada onların karşılıklı tahdit ve kontrolleri neticesinde
bir nevi zümrevi farklaşma ve ayrılma vücut bulmağa başlıyor.
Artık böyle bir farklaşmanın olduğu yerde kesafet hadisesi de
kendiliğinden meydana çıkmaktadır. Bu takdirde kesafete an-
cak iş bölümünün müteradifi o (corollaire) gözile bakabiliriz.
Fakat onu hiç bir suretle iş bölümünün sebebi gibi görmek doğ-
ru değildir. Diğer tabirle iş bölümünü yapan zümre içindeki
fertlerin azalıp çoğalması değil, fakat bizzat zümrelerin birbi-

Mekanik görü-
şün tenkidi:



Bu sayıdaki diğer sayfalar: