Özet
"Kum köy, Sakarya kenarında, hemen hemmen yana denilecek kadar kasabaya yakın, kırk beş hanelik bir köydü. Kasabannın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardi. Yer yer duvarları yıkılmış, baldırıvan ve isirganlar mezarları ve mezar taşlarını kaplamış, bu, artık ölü gömülmeyen mezarlık geçilikten sonra Sakaryannı tahta köprüsü gözdü.".
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
Hikâye
LO ĞSA
“Kum köy,, Sakarya kenarında, hemen he-
men yan yana denilecek kadar kasabaya ya-
kın, kırk beş hanelik bir köydü. Kasabanın
kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık baş-
lardı. Yer yer duvarları yıkılmış, baldıran ve
ısırganlar mezarları ve mezar taşlarını kapla-
mış, bu, arlık ölü gömülmeyen mezarlık geçil-
dikten sonra Sakaryanın tahta köprüsü gözü-
kürdü. Daha köprüye varmadan sağ kolda
küçük bir öküz arabası yolu, küçük bir tepeye
doğru tırmanır; tam tepedeki kocaman çıkarın
dibine varılınca birbirinden birer ikişer dönüm-
lük tarlalarla ayrılmış köyün evleri, ottan
damları ile meydana çıkıverirdi Yol buradan
r
itibaren kasaba yolları gibi arnavut Kaldırımı
idi. Ta köyün ilk evine kadar bu sarsak ve
harap yol gider, orada birdenbire bitmez,
seyrekleşir; gene bir yüz adım kadar tek tük
kaldırım taşları bulunur, ve sonra bir çimenlik
. Bu çimenliğin ortasındaki araba iz-
leri, iki muvazi hatla hiç bozulmadan, adeta
kenar çimenler hiç ezilip sararmadan her evin
kapısına kadar varırdı. Kasabanın üç ana yolu
vardı. Bu üç anayoldan ikisi Sakaryanın köp-
rülerine çıkardı. Nehirse kasabanın dışında
kocaman bir münhani çizerdi. Kum köy, ka-
sabanın köprülere çıkan her ana yolundan
13
aynı mesafede idi. Her iki taraftanda şehre
aynı zamanda varmak mümkündü, Fakat bir
mezarlık geçildikten sonra şehrin çarşısına
varılan yol, daha ziyade bir iktisadi yoldu.
Çünkü bu yoldan kasaba çarşısına daha ça-
buk varılabilirdi: Halbuki öteki yoldan kasaba,
hemen hemen iki tarla geçildikten son-
ra başlayıverirse de, çarşı oldukça uzaktı. Ka-
sabanın bu mahallesi, boşnak mahallesi idi.
Boşnak mahallesi sapsarı saçlı, mavi gözlü,
burunları çilli, su gibi beyaz kızlarile Kum
köylüler için daha ziyade bir macera ve aşk
yolu idi
Köy, küçük kasabanın tesiri altında o ka-
dar köylülüğünü unutmuştu ki, bazan Kum
köylüler Sakaryanın öte tarafındaki köylere
kız alıp vermiye gittikleri zaman bir şehi
muamelesi görmek isterler ve bir şehirli vat
yeti takınırlardı. Köyün iktisadi taraftan her
nedense Arnavut kaldırımı, iki taralı böğürt-
len çalılıklı yolu bulunduğu halde, öteki ta-
raltan, macera ve aşk tarafından, kasabaya
daha çabuk varmak mümkün olan yerinde
yolu yoktu. Tarlalar içinden, çalılıklardan geç-
mek lâzımdı. Bu yolda ancak delikanlıların
kocaman hendekler atlayarak maceraya çık-
ması mümkündü. Boşnak kızlarına tutgun köy
delikanlıları, sabahleyin kasabaya mektebe gi-
den çocuklar, bu tarla yolunu tercih ederler
ve bilhassa Hasan Ağanın tarlasından geçip
giderlerdi.
Hasan ağanın evi, köyün tam ortalık ye-
rinde üç katlı kocaman bir kasaba evi idi.
Köyün öteki evleri gıbi kenarı çinili idi Önde
ise birbirine muvazi, davarların girebilmesi için
icabında kaldırılan iki uzun direk, kapu yerin-
de kullanılırdı. Evin insanları, bu direkleri
kaldırmaya lüzum görmezler ve iki direk ara
sindan geçerlerdi.
Bu evin üç katında ayrı ayrı üç aile ba-
rınırdı. Alt katta 79 yaşında Hasan ağa, orta
katta büyük oğlu, üst katta ise Hasan ağanın
bu senelerde everdiği büyük kızı oturuyordu.