language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-05-16 Sayfa 13

Ağaç 1936-05-16 Sayfa 13

 



Özet

DÖRDÜNCÜ - Bitenirim ya! Bu güzel havada bundan daha şairane ne yapabilirim?

Her halde adam öldürmekten daha eğlenceli.

IKİNCİ - Size bir şey söyleyim mi? Bitler beni beğenmez olda. Galiba çok zayıf buluyorlar. Son zamanlarda hiç bitenim yorum da!

(Dördüncü numara buna da kahkahalarla güler. Bu aralik siperde beşinci numara görünürlü).

BEŞİNCİ - (Bitkin) Çocuklar bir kişi daha kaybettik!

IKİNCİ - Ne var?

ÜÇÜNCÜ - Ne oldu?

BEŞİNCİ - Öldül.

BİRİNCİ, IKİNCİ, ÜÇÜNCÜ NUMARALAR.

Kim?

BEŞİNCİ - Bizin küçük.

Neden?

BEŞİNCİ - Açlıkta!

(Şimdi dördüncü askerin kahkahaları değişmiş, ağlar gibi bir hal almıştır.).

BİRİNCİ - (Dördüncü numaraya) Haydi bakalım, babalık, sana gene iş çık ki! Dayan kazma kurege!

DÖRDÜNCÜ - (Ağır, ağır kalkar. Şimdi tamamen değişmiştir. Sanki işür gibi itre mektedir.) Bir dakika evel hava ne kadar güzeldi. Sema parlaktı. Güneş sıcakı, sıcak, sim siçak! (gömlekini giyer) Halbuki şimdi donuyor, dişlerim birbirine vuruyor. İşte hepsi bitti. Güzel hava, sıcak güneş. Parlak sema, Hepsi! (Gider).

ÜÇÜNCÜ - Bu adam eski denebat hocalığı yaptı. Çocuklara bahçe kazmasını, sebze ekmesini ögreltirdi.

BİRİNCİ - Şimdi mezar kazıyor.

IKİNCİ - Hepsi bir... Toprak kazmak değil mi?

BİRİNCİ - Eski den bahana ekerdi, şimdi insan ekiyor.

ÜÇÜNCÜ - Arada kıyamette hiç bir fark kalmadı.

IKİNCİ - Harp bütün ölçülerini değiştirdi. Belki bir bahana yaprağı şimdi daha kıymetlidir.

ÜÇÜNCÜ - İnsan bu kadar aç kaldıktan sonra!

BEŞİNCİ - Böyle olmakla beraber gene.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

DÖRDÜNCÜ — Bitlenirim ya | Bu güzel
havada bundan daha şairane ne yapabilirim?
Her halde adam öldürmekten daha eğlenceli.

İKİNCİ — Size bir şey söyleyim mi? Bit-
ler beni beğenmez oldu artık. Galiba çok za-
yıf buluyorlar. Son zamanlarda hiç bitlenmi-
yorum da |

(Dördüncü numara buna da kahkahalarla
güler. Bu aralık siperde beşinci numara görünür)

BEŞİNCİ — (Bitkin) Çocuklar bir kişi da-
ba kaybettik 1

İKİNCİ — Ne var ?

ÜÇÜNCÜ — Ne oldu?

BEŞİNCİ — Öldül

BİRİNCİ, İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ NUMARALAR

— Kim ?

BEŞİNCİ — Bizin küçük.

BİRİNCİ, İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ NUMARALAR

— Neden ?

BEŞİNCİ — Açlıktan |

(Şimdi dözdüncü askerin kahkahaları
değişmiş, ağlar gibi bir hal almıştır.)

BİRİNCİ — (Dördüncü numaraya) Haydi
bakalım, babalık, sana gene iş çıktı Dayan
kazma küreğe |

DÖRDÜNCÜ — (Ağır, ağır kalkar. Şimdi
tamamen değişmiştir. Sanki üşür gibi titre
mektedir.) Bir dakika evel hava ne kadar gü-
zeldi. Sema parlaktı. Güneş sıcaktı, sıcak, sim
sıcak | (gömleğini giyer) Halbuki şimdi donu-
yorum, dişlerim birbirine vuruyor. İşte hepsi
bitti. Güzel hava, sıcak güneş. Parlak sema,
Hepsi | (Gider)

ÜÇÜNCÜ — Bu .adam eskiden nebatat
hocalığı yapardı. Çocuklara bahçe kazmasını,
sebze ekmesini öğrelirdi.

BİRİNCİ — Şimdi mezar kazıyor.

İKİNCİ — Hepsi bir... Toprak kazmak
değil mi ?

BİRİNCİ — Eskiden lâhana ekerdi, şimdi
insan ekiyor.

ÜÇÜNCÜ — Arada kıymetce hiç bir fark
kalmadı.

İKİNCİ — Harp bütün ölçüleri değiştirdi.
Belki bir lâhana yaprağı şimdi daha kıymetlidir.

ÜÇÜNCÜ — İnsan bu kadar aç kaldıktan
sonra |

BEŞİNCİ — Böyle olmakla beraber gene

İnsan

bütün bunlar olagan işlerdir, çocuklar.
zaten ölmek için doğmuştur.

BİRİNCİ — Ama vaklinden evel değil,
Yirmi bir yaşında bir çocuğun ölmesi gülünç-
tür. Ağlanacak kadar gülünçi Buna yaşama-
dan ölmek derler.

BEŞİNCİ — Yaşamaktan neyi kast ediyor-
un? Sen bundan başka bir hayat biliyor musun?
Bizim hayata atılışımız hemen hemen buradan
başlar. Biz harbin malıyız ve ancak harp için-
de yaşayabiliriz. İçimizde şehirdekilerin yaşa-
yışını bilmeyenler bile vardır.

BİRİNCİ — Şehirdekiler... Bırak şu şebirde-
kileri, (Sonra birden ikinci numaraya) Bana
bak! Şehirdekiler de acaba böyle mi yaşıyor?
Bizi buraya gönderenler... Ha?... Ne dersin!...
Acaba onlar da bu kadar mı yiyor ? ( İkinci
numara susar ) Niçin cevap vermiyorsun...
( Üçüncü numaraya ) Sen söyliyebilir misin ?
(Siperde görünen ikinci numaraya) Siz, hey |
anlatabilir misiniz ?

İKİNCİ — Neyi ?

BİRİNCİ — (Gider, siperin içine seslenir)
Heyl... Çocuklar! .. Buraya gelin! (Üç &işi gelir)

ÜÇÜNCÜ — Ne var ?

BİRİNCİ — Diyorum ki, bizi buraya gön-
derenler de acaba böyle mi yaşıyor ? Acaba
onlar da bizim gıbi mi ölüyor? Onlar da bizim
yediğimizi mi yiyor?,.. Kuru peksimet, su, ot!...
Hap... Ne dersiniz çocuklar?. (Dinleyenler susar)
Neden ses çıkarmıyorsunuz be ? Neden hep
onlar söylüyor? Yaldızlı cümleler, büyük keli-
meler... Neden ?

Karnım 2cıkınca kemerimi sıkıyorum Neden?

Karşıma hiç tanımadığım bir adam çıkıyor,
vuruyorum... Neden ?

Sonra geliyorum, en fazla emniyette oldu-
gum bir yerde açlıktan ölüyorum ... Neden ?
Diş etlerim hasta oluyor, sebze yerine, dağa
çıkıp ot yiyorum... Neden? Cevap versenize!..
Neden ? Neden

BEŞİNCİ — Bütün bunlar bir fikir için, bir
fikri yaşatmak için |

BİRİNCİ — (Öğürlerine) Bakın, bakın, size
nutuk söylemeye başlıyor. (Beşinci numaraya)
Bana bak, ahbap, biz artık nutuk istemiyoruz.
Eğer dilimizin yerine kafamız işleseydi, şimdi
böyle aç kalmazdık.

(ürüyor)

12



Bu sayıdaki diğer sayfalar: