language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-04-18 Sayfa 6

Ağaç 1936-04-18 Sayfa 6

 



Özet

Tiyatro: Tiyatro kültüründe, tüm vasfaları tam bir medeniyet meselesi olan tiyatro, bu gün artık cemiyet için bir ihtiyaç haline gelmiştir. O kadar ki bu asırda yaşayan her Ferdin umum kültürü arasında tiyatro zevki ve bilgisi medeni seviyesinin mutlak bir mıyıarır.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

AĞAÇ

can vermektedir. İşte bu çarpışmalarda
hasıl olan şimşekler Abdülhak Hamidin fel-
sefesinin karanlıklarını aydınlatarak (Mak-
ber) le (Ölü) nün muhteşem sahifelerinde
kucaklaşan şiddetli ziya ile koyu zulmeti
teşkil ediyor. (Makber) en emsalsiz, uzun
ve bütün milli edebiyatların mkinden
gıpta edebilecekleri kadar güzel ve muhte-
Şem bir mersiyedir.

Ruşen Eşref de Damla damla eserinde
kalb ve fikir âlemininin bu en asil ve haklı
üzüntülerini, beşeriyetin en tabii ve ebedi
endişelerini ve ruhun en samimi heyecan”
larını söylemiş ve edebiyatta en asil ve
asıl ustadların bir muakkibi olmuştur. Bu
kitabı tasannu mahsulü değil, çok hassas bir
kalbin, çok ciddi bir düşüncenin pek kıymetli
bir tezahürü telâkki ediyor ve bunun için
pek seviyorum. Burada ıstırabını söyliyen
hâlâ klasiklerin bildiği insandır. Nakledilen
bu elem umumi bir elem, bu feryat, beşeri
bir feryattır. Faniliğimizi ve bizim olan bü-
tün güzelliklerin faniliğini af ve kabul
edemiyen ve bunlarla iktifa edemiyen ruhun
melâli asil bir hisdir. Böyle hüzünler insan-
liğın bir şerefi sayılır. Bu ruh ihtiyaçlarını
duyuran Şiirde ekser şairlerin basit hüzün-
lerinden fazla muhik ve sari bir asalet, acık-
h ve tesirli bir manâ vardır. Gerçi nazlı,
esrarlı hayat ile vecde ve galeyane gelmi-
yenlerin, hayatın lezzet ve hızı seviyesine
yükselmeyi bilmiyenlerin ölüm karşısında bile
bir galeyan duymamaları mümkinse de her
sevdikleri şeyin geçerek kendilerini solmuş
hatıralar içinde bırakmasına ve talilerinin
faniliğine karşı bir çok insanların duyduk-
ları bu hüznü ve isyanı mazur görmemek
mümkün değildir.

Bu his dünya ve hayatın güzellikleri
karşısında ezilen bir kalbin duyduğu fanilik
melâlı, faniliğimize aşina folmamızın bize
melâldir. Semavi ve uhrevi olmadığını,
sırf dünyevi ve fani olduğunu bildiğimiz, ha-
akıp geçişinden, sonunda © boşalmış,
boş kalmış ellerle öleceğimizi;, bildiğimizden
gelen hâki bir elemdir. Her zaman böyle her
şeyin boşluğunu hususi bir istidat ve ıstırap
ile duyacak ve bunu duyuracak şairler bu-
lunur. Bu hisleri hususi bir temayülle duy-
mak için yaratılmış olanlara bunlar her gü-
nün ekmeği, suyu ve hattâ heranın tenef-
füs edilen havası gibidir. Ve onların çek-
tikleri bu ıztırabı ciddiye almamak sathilik,
düşüncesizlik, hele bu elemlerini istihiaf
etmek âdilik olur. Yüksek bir yerden ba-
kanlardan bazılarının başları döner. Ademin
önünde ve kenarinda geçen bu hayat içinde
insanların başlarının bazen dönmesine de-
gil eğer bu vaki olabilseydi-h'ç dönmemesine
şaşılırdı ! Abdülkuk Şinasi HİSAR

Halkta:

Bütün vasıflarile tam bir medeniyet
müessesesi olan tiyatro, bu gün artık cemi-
yet için bir ihtiyaç haline gelmiştir. O ka-
dar ki bu asırda yaşayan her ferdin umumi
kültürü arasında tiyatro zevki ve bilgisi
medeni seviyesinin mutlak bir miyarıdır.
atro sanatı İçin üniversiteler kuran
ileri milletlerin mekteplerinde talebeye ve-

İ. Galip ARCAN
rilen beden terbiyesi, sıhhat koruma ders-
leri arasında tiyatro için de büyük bir pay
ayrılmıştır. Talebe daha orta tahsil çağlarında
“tiyatro nasıl bir sanattır, cemiyet içindeki
büyük rolü nedir,? gibi baş sorgular önünde,
tarihine, nevilerine, tekniğine dair büyük
dramatürilerin beynelmilel olmuş ulu ö:
neklerinden alınan parçalarla temamen özlü
ve olgun bir tiyatro kültürüne sahip olur.

İşte bizdeki tiyatro fakrinin kökü bu-
radadır. Bizde halk daha çocukken, aile
kucağında alınması lâzım gelen tiyatro zev-
kinin ve edebinin cahilidir. Bu büyük sana-
tın edebiyatını bilmez, ciddi bir eserden
derin bir zevk alamaz. Bundan dolayı ken-
di seviyesivden üstün bir sanat tezahürünü



Bu sayıdaki diğer sayfalar: