language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-03-28 Sayfa 9

Ağaç 1936-03-28 Sayfa 9

 



Özet

Rousseau'ya bağlamıza değil, yeryüzünden biraz aşağısına nişan alıyor. Ruhlarımıza ilk günün hikayesi yararlı bir desiyer. Hepimizin içinde uyuyan anarşi, bezinlik ve teslimiyet iktidarlarını ve bütün ona benziyen canavarları diriliyor. Rousseau, gözlerimize, kendini kendimden hoşlanmayı ve böylece gördüğünü suç ortağı olmayı ve daha az kirli devirlerin, titreyerek Allahın bakışlarına braktıkları, en şahsi hassasiyetin gizli yaralarındaki büyüyü gözlemi öğretmiştir. Böylece onu yaraladığı yeni düşünce ve edebiyat, önceleri yalnız. Varlığa yönelmiş olan zekânnın tanıtığı doğruluğu ve saffetti çok güçlükle elde edecek. Yüreklerin, meleklerle kapalı ve yalnız Allahın ilahi bilgisine açık sırları vardır. Bu sırı meydana çıkarmaya çalışılır. İsa, kahta kana bakış ve onun bütün sırrını öğrenmiştir. Bunu, kirlenmeden ancak o yapabilir. Halbuki şimdi her romancı utanmadan bu gözleri okuyor ve okuyucuyu seyretir.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

AĞAÇ

li E R €

U M E

ROMAN

“Rousseau başımıza değil, yüreğimizden
biraz aşağısına nişan alıyor. Ruhlarımızda
ilk günahın kapanmış yaralarım deşiyor.
Hepimizin içinde uyuyan anarşi, bezginlik
ve teslimiyet iktidarlarını ve bütün ona
benziyen canavarları diriltiyor... Rousseau,
gözlerimize, kendi kendimizden hoşlanmayı
ve böylece gördüğünün suç ortağı olmayı
ve daha az kirli devirlerin, titriyerek Alla-
hın bakışlarına bıraktıkları, en şahsi hassa-
siyetin gizli yaralarındaki büyüyü çözmeyi
öğretmiştir. Böylece onun yaraladığı yeni
düşünce ve edebiyat, önceleri yalnız. Var-
lığa yönelmiş olan zekânın tanıdığı doğru-
luğu ve saffeti çok güçlükle elde edecektir.
Yüreklerin, meleklere kapalı ve yalnız Al-
lahın ilâhi bilgisine açık sırları vardır. Bu-
gün bir Freud, ruhiyatçı hilelerile, bu sirri
meydana çıkarmıya çalışıyor. İsa, kahpe ka-
dina bakmış ve onun bütün sırrını öğren-
miştir. Bunu, kirlenmeden ancak o yapabilir
Halbuki şimdi her romancı utanmadan bu

gözleri okuyor ve okuyucuyu seyre gö-
türüyor.,,

v

Hissesine insan yaratmak ve yüreklerin
sırlarını araştırmak vergisi düşmüş olan bir
adam için, bu satırlardan daha bulandırıcı
bir şey bilmiyorum. J. Maritain'den bir nok-
tada ayrılıyorum: Böyle bir yükü, yalnız
bir adamın üzerine yüklemek kadar haksız
bir şey olamaz. Hayır | Eğer Rouss:
hassasiyetin yaratıcılarından ve vâ
umuz fenalıklara ilk tutulanlardan birisi
ise bile, bu sırları, bu gizli yaraları mey-
dana çıkarmak için, bizi sürükliyen hareket,
yalnız ondan gelmiş değildir. Eğer o, mev-
cut olmasaydı bile, dünya haritasında her
gün bilinmedik parçaların azaldığını gören
kâşifler, bugünün romancıları, hiç şüphesiz
gene aynı yasak bölgelere çekilmiş, sürük-
lenmiş olacaklardı.

Bundan başka, bir asırdan beri romanın
beslendiği ebedi ihtilâflar, keskinliklerinden
pek çok kaybetmiş olsalar da, gene mev-
cutturlar. Morand'ın dünyası, bütün dünya

değildir. Eski setlerin sağlam bulunduğu bir
çok vilâyetler vardır. Fransanın vilâyetli
ailesi, 1927 de, bir Balzac'a, bütün hayatın-
ca bitiremiyeceği kadar mevzu verebilir. Bu
facialar mevcuttur ve okuyucularım bilir-
ler ki ben de, eserlerinin en az fena olan-
larını buradan alanlardanım. Fakat çokluk,
yazıcı bu facialara ilgilenmiyor, daha doğ-
rusu ilgilenemiyor. Çünkü bir Balzac ve
sayısız bir çok küçük Balzac'lar gelip geç-
miştir. Bilmiyorum hangi münekkit, yeni
bir kitabın yapraklarını açarken hayıflanı-
yordu: “Gene bir Balzac, Artık, Brune-
tiğre'in iddiasından ne kadar uzağız: “Elli
yıldanberi, iyi bir roman her şeyden önce
Balzac'ın bir romanına benziyendir.,, Şimdi
aksine olarak, bir roman, Balzac tipinden
uzaklaştığı nisbette, bizi sarıyor diyeceğimiz
geliyor. Çünkü dev Balzac'ın, bol bol isti-
fade ettiği ormana, başkaları da girdiler ve
geriye ne kaldıysa hepsini silip süpürdüler.
Artık bize Verlaine ile birlikte şunu söyle-
mek düşüyor. “Ab, her şey içilmiş, her şey
yenmiş! Söyliyecek hiç bir şey yokl,,
Balzac'ın ardindan gelenler, o hususile
oğullarının en ünlüsü, ustamız Paul Bourget,
insanı âile ve cemiyetle münasebetlerinde
inceledi. Bu yazıcıların sanatları hakkında
çok yüksek kanaatleri vardı. Cemiyete ve
Cite'ye hizmet etmek istediler. Sanatlarının
bütün iktidarı, ferde karşı kullanıldı. Balzac,
her şeyden önce, nufus kaydı ile yarış edi-
yordu. Hiç bir şey ispat etmeden, bir âlem
yaratmıya çalıştı. Xöy dokloru gibi bir
kaçı müstesna, hiç olmazsa eserlerinin bir
çoğunda hemen daima, gizli ve taraf tutan
bir fikri olmadan yazdı. Neden sonra, İ?-
sanlık komedyası'ndan sosyal hayata lâzım
prensipleri çıkardı. Mirasçıları ise, ters yol-
dan hareket ettiler. Eskiye bağlı hikmetin
ebedi kanunlarını, romanesgue misallerle
tasvir ettiler. Faydalı ve imrenilecek olan
bu eserler (1914 de bütün dünyanın gördüğü
gibi) meyvalarını verdiler. Fakat belki, Bü-
yük boğuşmanın reaksiyonu olacak, bugün
biz, sanatımızı, ne kadar yüksek olursa



Bu sayıdaki diğer sayfalar: