Özet
Tiyatro Kültürü.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
AĞAÇ
Tiyatro :
Tiyatro Kültürü
Bana tiyatro dediler mi, neden bilmem,
içime sızılar çöker, yüreğim sanki bir baba
acısile yanar. Bu acı duygular belkide
memlekette tiyatro sanatının hâlâ lâyık
olduğu ehemmiyetle telâkki edildiğini göre-
mediğimden ileri geliyor.
Evet, vakıa biliyoruz ki tiyatro medeni
dünya içinde en soylu bir kütle sanatıdır.
Biliyoruz ki sahne en büyük kürsü-
ler kadar kvvvetli!bir hars kaynağı, bir
sanat terbiyesi mektebi Bunları biliyoruz.
Yalnız bilmediğimiz bir şey var: Oda bu
sanatı ve onun istikbalini korumak. Halbuki
artık bunun da sırası gelmiştir, hatta geçi-
yor.
Şehrin ihtiyacına yetmek için dört muh-
telif nevide beş eserle yedi gün içinde on
temsil vererek kendi yağile ancak kavrulan
Şehir Tiyatrosu teşekkülü koca Türkiye
Cumhuriyetinin tiyatro ihtiyacını karşılaya-
bilir mi? Öteki şehirlerde tiyatro hareket-
leri namına neler yapıldığını görüyoruz.
Halkevleri teşkilâtının gösterit kollarına
gelince, bu sahnelerde sanat muayyen he-
deflere hizmete mecbur olduğu için şimdilik
mevzuumuz haricindedir.
Bizim endişemiz en şumullü ve estetik
manasile tiyatro sanatına ve Türk tiyatro-
sunun yarınki varlığına aittir.
Niçin halâ devlet otoritesi altında tam
resmi bir trup ve ayrıca bir tiyatro mek-
tebi yapılamıyor ?
Bu ihmal bence ne bir bütçe meselesi,
nede (en mühimmi az mühimme takdim )
gibi bürokratik bir zihniyetin mahsulüdür.
Bu sadece bizde “ tiyatro kültürü” denen
şeyin yokluğundan ileri geliyor.
Bugüne kadar gerek aile ocağında ve
gerek mektep muhitinde garp telâkkisine
uygun bir tiyatro terbiyesi almadık. Bizde
halâ bugünkü nesle mensup münevver dedi-
ğimiz kimseler arasında da bu nevi kültür-
den haberi olmayanlar vardır.
Onlar bugünkü medeni adamın umumi
kültürü arasında tiyatro için de bir hisse
ayırması lâzım geldiğini bilmezler. Bizde
seyirci de güzide tiyatro hamileri de, hattâ
meslekten olanların çoğu da ne yazık ki
doğru dürüst tiyatro kültüründen mahrum-
durlar. İşte size bu üç katagori içinden seç-
tiğim su aşağıki misaller, bu fikrimi isbata
yarar kanaatındayım :
I — Yüksek sınıftan münevver bir se-
yirci bir akşam tiyatronun rejisörüne * iyi
hoş amma kadınlarınız pek kakavan.. Tiyat-
roda kadın dediğin, insanın erkekliğine hi-
tap etmelidir canım ,.. demişti
1 — Evvelki sene bir büyük şehirde
turnedeyiz, büyük Alman dramatü jü (Haupt-
mann) ın ş güneş batarken ” isimli dramını
oynuyoruz ikinci ile üçüncü perde arasında
sahne tarafına üç zat geldi ve bize şu tek»
lifte bulundu :
“ Biz şehir gençliği mamına murahhas
geldik. Perde aralarında komik artistle,
nizden birinin (Karım beni aldatırsa ) fil
mindeki şarkılardan söylemesini rica ederiz.
Ii — Bundan bir kaç sene evvel Da-
rülbedayi idare 'encümeninde aza bulunan
münevver sınıfından bir sanat hamisi bir
akşam © bir dram temsili sırasında perde
arasında beni arayıp şu teklifte bulunmuştu:
“ Aman kuzum Galip, bu akşam)
dram - söz aramızda -traşl. Şu size üç
dört ay evvel verdiğim bir perdelik bir ko-
medi vardı. Akrabamdan bir çocuğun çok
eglenceli bir adaptasyonu. Şunu | piyes
biter bitmez oynayıverin de biraz gölelim
bari...
IV — Artistlerimizden biri mesleki bir
münakaşa sırasında aynen şunu söylemişti:
“ Ne yapalım, muharririn yazdığı söz-
leri söylüyorum, ahali put gibi duruyor, son-
ra ben yerini bulup kendiliğimden bir söz
katılıyorlar. Gelde . tulüat
söylüyorum,
yapma...
Bu acı misalleri çoğaltmak mümkündür.
Fakât bu kadarı yeter.
Bize tiyatro kültürü lâzım. Bu da mek-
teple olur. Halk için de, meslekten olanlar
eğmiş İ, Galip ARCAN