Özet
Bugünkü Türk fikirinin müessesili ve koruyucusu olarak bilinen "Ağaç" plastik sanatlar kismının bana teydi edildiği haber, içinde korku ile karışık garip bir his uyandırdı. Bu gün, bu mecmua ile düşününen ve eser yapan Türk gençliği, can havlile atılmış yeni bir hamle ile, yıllardır sendeliyen ve bir türlü düşmeyen bir kaleyi devirmeye çalışıyor.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
AĞAÇ
Plâstik Sarı
İŞE BAŞLARKEN
Bugünkü Türk fikrinin mümessili ve
koruyucusu olmasını istediğimiz , Ağaç ” ın
lâstik sanatlar kısmının bana tevdi edildi-
ği haberi, içimde, korku İle karışık garip
bir his uyandırdı. Bu gün, bu mecmua ile,
düşünen ve eser yapan Türk gençliği, can
havlile atılmış yeni bir hamle ile, yıllardır
sendeliyen ve bir türlü düşmiyen bir kaleyi
devirmiye çalışıyor.
Bu kalenin ismi , bilgisizlik ve kayıt-
sızlık , dir.
Bu işin büyüklüğü, bu idealin pürüzsüz
cazibesidir ki, atlanacak uçurumlardan, aşi-
lacak manialardan, kırılacak dikenli dallar-
dan korkmıyan bir enerji veriyor.
Sanıyorum ki “ Ağaç , fikir hayatımızda
yeni bir çığır açacak. Bunu idrâk etmesem,
benim neslimin davası olan güzel sanatlar
davasını bu kürsüden müdafaa etmek, bana
bu garip korkuyu vermezdi. Sanat ve mü-
cadele hayatımızın en can alıcı dönümünde
olduğumuzu hissediyorum. Ayucumuzda sak-
Nurullah Cemal BERK ( Kendi elile )
10
ladığımız en kuvvetli kozları, üstüste, ye-
şil çuhanın üzerine sereceğiz. Son oyun oy-
nanıyor.
Plâstik sanatların dışında kalan saha-
larda davalarını yürüten arkadaşlarımız her
halde bizden çok bahtiyardır. Şu sokak ta-
ini kullanmaktan korkmıyarak diyeyim
ki, - nede olsa - bu arkadaşlar, memleket
kültüründe yer etmiş, memleket toprağında
izi belli bir saha içinde cevelân ediyorlar.
En ileri gelenleri, hemen hemen bir ekol
yapabilecek, taraftar ve düşman kazanabi-
lecek kadar hayata malik bir tarla bulmak
bahtiyarlığına kavuşmuşlardır. Edebiyat ve
fikir âlemimizde - nekadar mahdut bir zaviye
içinde olursa olsun - birbirile çarpışacak de-
recede hayatiyet gösteren bu antagonist
kuvvetler, ilerisi için birer ümit desteğidir.
Edebiyat sahasında görülen bu izlerin
bir eşine bu sanatlarda tesadüf edemiyorum.
Davasını bu kürsüden göreceğim plâstik sa-
natların bizdeki vaziyeti hakkında pek çok
yazı yazıldı. Bu davanın yürekler dos.
yasını tozlu raflardan indirerek, küflü sahi-
felerini yeniden birer birer çevirmek cesa-
retini şu anda kendimde görmüyorum. Bu-
bu ileride , Ağaç , için yapacağım.
Şimdilik şuna işaret etmekle iktifa ede-
yim ki, plâstik sanatlarımız tam bir anarşi
içindedir. Bu sahada ne ayrılmış kıymetler,
ne çizilmiş yollar, ne de tesbit edilmiş in-
kişaf noktaları vardır. Büyük halkın resim
ve heykele karşı duydüğu kayıtsızlık, plâs-
tik güzelliğe karşı olan hakiki bir alâka-
sızlıktan ziyade, bu sahadaki keşmekeş içi
de şaşırışı, bocalayışındandır.
İşte, yolu izi belli olmayan bu girift
ormanın içinde temiz yollar açmak, onların
birbirile olan alâkasını göstermek ve bu
yolları muayyen ve tek bir noktada birleş-
tirmek emelimizdir. Yukarda işaret ettiğim
korkuyu nasıl duymayayım ?
Genç Türk artistinin omuzuna yüklenen *
vazifeler, bilmem, beşeri tahammülün çerce-