language

ustmenu

searchbar

Commodore 1986-03-01 Sayfa 15

Commodore Dergisi, 1 Mart 1986, Sayfa 15

 



Özet

INPUT/OUTPUT.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

INPUT/
OUTPUT

Yalnızca mikroişlemci ve bellekten oluşan

ama

bu işlemlere ne müdahale edebiliriz, ne

işlemin sonucunu görebiliriz. İşlemci bil-

gisayarın beyni, bellek de iç oranları ise, şim-

di bilgisayarımıza beş duyu organıyla kol ba-
cak takmamız gerekiyor.

Belleğin bazı anahtarlarını mikroişlemci-
den bağımsız olarak açıp kapatan, yani bel-
lege belli sinyal dizileri gönderen cihazlara
input (giriş) cihazları; bellekteki sinyal dizi-
leri uyarınca bell işlemler yapanlara da out-
put (çıkış) cihazları adı verilir. Input ve out-
put cihazları, asıl bilgisayarın bir parçası de-
Bil, elektrikle işleyen ve anlamlı sinyal dizi-
leri üreten (veya anlamlı sinyal dizilerinden
etkilenen) herhangi bir alet, input/output ci-
hazı olabilir.

En basit input cihazı klavye. Klavye, sıra
sıra tuştan oluşan ve bir tuşa basıldığında 8
biv'lik bir sinyal gönderen bir nesne. Tuşla-
rın üzerinde birtakım harflerin bulunması hiç
önemli değil. Önemli olan, örneğin soldan
beşinci tuşa basınca 01110001 gibi bir si
yalin çıkması. Bu sinyal belleğe ulaşınca mik-
roişlemcinin bunu neye çevireceği, progra-
ma bağlı bir olay.

Bir başka input cihazı joystick. Joystick,
sadece 16 farklı çeşit sinyal gönderebilen ba-
sit bir alet. Paddle ise 256 çeşit sinyal gön-
derebiliyor.

Optik okuyucu ve lightpen, bir noktada
ışık bulunup bulunmadığına göre | veya 0
sinyali gönderen cihazlar. Elektrikli piyano
klavyesi de, tıpkı normal klavye gibi bir sin-
yal üretici. Ses dalgalarını elektrik dizileri-
ne çeviren bir mikrofon da bunun gibi.

En basit output cihazı ise ekran. Ekran,
gelen elektrik sinyallerini çeşitli renklerde

mikroskopik ışıklı noktalara çeviren bir alet.
Printer ise, yine benzer Ol sinyallerini kafa
motorunun darbelerine dönüştüren bir out-
put cihazı,

Bir fabrikanın üç yüz kapısını kontrol
eden veya bir robotun manivelelarını hare-
ket ettiren bir motor; yüzlerce ampulü ya-
kıp söndüren bir ışıklı tabela sistemi; gelen
sinyalleri elektronik dalgalara çeviren bir
radyo servisi veya ses dalgalarına çeviren bir
hoparlör de output cihazları.

Bazı cihazlar da hem input, hem de out-
put yapma imkânına sahip.

Teyp ve disk birimleri, manyetik bir or-
tama kayıtlı sinyal dizilerini okuyup bilgi-
sayara iletebiliyor, hem de bilgisayardan ge-
len sinyalleri manyetik ortama kaydedebili-

yor. Bir modem aracılığıyla telefon cihazı da,
isayar sinyalleri ile telefon sinyallerini bir-
birine dönüştürebiliyor.

COMMODORE-64'ün, dışardan gelen
sinyalleri almak ve dışarı sinyal göndermek
için, sekizi dışardan görebildiğiniz, biri de
içeriden klavyeye bağlı 9 kapısı bulunuyor.
Bu kapılardan sinyal alma/sinyal verme iş-
lemlerini ise VIC (Video Interface Chip),
SID (Sound Interface Device), CIA I ve CIA
11 (Complex Interface Adaptor) isimli dört
çip yürütüyor. Bunların tek işi, belleğin belli
bir noktasına mikroişlemcinin yerleştirdiği
leri kapıya iletmek ve kapıdan gelen di-
Zileri, mikroişlemci istediğini yapsın diye bel-
leğin belli noktalarına koymak

PROGRAMLAMA
VE PROGRAM
DİLLERİ

Geldik işin püf noktasına. Bilgisayarın bir
işe yarayabilmesi için, bir kapıdan gelen kod-
lu sinyaller dizisini, belli kurallar uyarınca,
birtakım başka kodlara çevirip öbür kapıya
vermesi gerekir. İşte program denilen şey,
bu çevre işleminin kurallarını mikroişlemciye
bildiren kodlar dizisi; bir çeşit tercüme reh-
beri. Örneğin “CIAI klavye kapısından
01001010 kodunu getirirse, belleğin uygun
bir yerine 10110101110101000111101011101
kodunu koy ki VIC bunu ekran kapısına
göndersin; veya başka bir yere 01111 koyda
printer işlesin” anlamına gelen bir kod.

Doğal olarak, programın, mikroişlemci-
nin anlayabileceği bir dilde olması gerekiyor.
Mikroişlemcinin ise sadece makine dilinden

mm © On Mmodore

anladığını gördük. Makine dili de, adı üs-
tünde, insan kafasına pek uygun olmayan
ir dil. Ama başka bir kurallar sistemine gö-
re yazılmış bir programı makine diline ter-
cüme eden programlar da mümkün. Bu
programlara compiler (derleyici) veya inter-
prerer (yorumlayıcı) adı veriliyor. Tabii isin
ideali, bilgisayarı normal konuşma diliyle,
örneğin Türkçe programlayabilmek. Fakat
insan dilleri bilgisayar için çok karmaşık ve
muğlak olduğundan, makine dil ile insan dili
arası ortalama diller geliştirilmiş. BASIC,
Pascal, Cobol, Fortran, Logo, Lisp, Forth,
C bunlardan bazıları. COMMODORE-64’-
ün ROM’unda, BASIC programları hemen
makine diline çeviren, böylece mikroişlem-
cinin BASIC’ten anlamasını sağlayan bir yo-
rumlayıcı var. Ama bu yorumlayıcıyı dev-
reden çıkarıp doğrudan doğruya makine di-
linde yazmak veya kaset ve diskette bulunan
başka programlama dillerinin derleyicileri-
ni yükleyip bu dilleri kullanmak da müm-
kün. Hatta derleyicisini yazmak koşuluyla

kendiniz de bir programlama dili icat ede-

Bilgisayarınızdan yararlanmak için prog-
ramlama bilmeniz tabii ki şart değil. Kaset-
lerde, disketlerde, kartuslarda usta program-
cılarca yazılmış binlerce program var; bun-
ları kullanabilmek için LOAD ve RUN kod-
larını bilmeniz yeterli. İşin özeti, bir input
bir de output cihazı ve birinin sinyallerini
öbürünün verilerine çeviren iyi bir program-
la, COMMODORE:-64'ün yapamayacağı şey
yok. Dünyada bazı insanlar, birkaç düğme-
den gelen kodları (input), Moskova'yı bom-
balayacak füzeleri kontrol eden sinyallere
(output) çeviren programları yazıyorlar. Biz,
iyisi mi, joystick'ten gelecek kodlarla (input)
ekranda Moskova'yı temsil eden ışıklı nok-
taların sinyallerini (output) kontrol eden
programlarla yetinelim. “e

15



Bu sayıdaki diğer sayfalar: