Özet
Tiyatro sanatı için de öteki sanat şubelerinde olduğu gibi doğuştan hüsusi bir istidat vardır. Bu muhakkak! Fakat unutulmaz ki bir ihtisas ve teknik devresinde yaşayıp yokuyoruz.
Bütün güzel sanatları sinesinde birleşiren tiyatro gibi büyük ve mürekkep bir sanat için yalnız mizaç ve istidat sahibi olmak eksik bir sermayedir. Bu işi okuyarak öğrenimini lazım gelen tarafları tiyatro kültürü öğretir.
Bu asında tiyatro olacak adamın, her medeni ferde zaruri olarak hayat için icap eden umumi kültürden maadı, sanatın ve mesleğin ilediği hususu bilgileri edinmesi şartır. Mektebin öğreteceği nazari ve umumi dersler müstekab artiste estetik bilgileri verir, zevkine incelik ve istadına metodik bir inkişaf temin eder.
Bu suretle yelisen sanatkâr, lisanna ve söylemek sanatına hakim olur. Tiyatrodan her nevin icap ettirdiği temsil tarzlarını bilir, karakter ettiğünü öğrenir, bir fikir piyesi nasıl tahıl ve temsil edilir? Bir temsilde ahenk ve tecanüs nasıl temin edilir? Bu anlarsa, sahne adabına, sanat disipline sahip olur. Sahnedede sesin nasıl musikileştğini, vücutun nasıl heykelleştini sezer, bir aktörün halk üstündeki yüksek rolünü takdir eder.
Bizde, şimdi kadar, aktör kendi kendini yetiştirdi. Ona, iyiyi, temizi ve güzel hâkiki vasıflarile gösterecek kimseyi yoku. Onun rehberi sadece (görenek) ve (rutin) di. Fakat bun dan sonra (Hüdayi nabit) tiyatrocunun Türk sahnesinde yeni olamadır.
Tuhafır, bizde diplomasiz, izinsiz (icrayı sanat) eden birçik meslek erbabı tiyatrocularıdır. Aktörlik dğler kalfalığı mıdır ki ocaaktan yelişin, ve ustaından gördüğünü yapın?
Aktörlik, tipki mimarlık, musikişinaslık gibi bir sanattır. Halbuki diplomasiz mimarlık, hatta dişçilik, baytarlık, berberlik bile yasakdır da aktörliklendirir?
Halkın zevki ve duyguyu terbiyesi üstünde müessir olan böyle yüksek sanat erbabı ötekillere kadar nizam altına girmeye layık değildir?
Cümhuriyet idaresi memlekette hiç bir şeyin ihティkârına müsaade etmeyi. Halbuki, alaydan yetişmiş, ipüda zevkli tiyatro tâcilerinin halkın zevkini bozacak temsilleri vermesi bir nevi sanat ihlikârından başka bir şey değildir.
Ekmegin, yağın ve sütün karışık satılmamasına, talebenin kahvelere gitmesine, tramvay fenerlerinin bozuk olmamasına dikkat edilmediği kadar, bundan sonra, tiyatro esnasında da genç nesillerin bedii zevkine kasdeden bozuk dizen temsillerini kontrol altına almak, bir gün bile geçicirilmemesi gerek olan bir memlet borcudur. Bu da ancak, bir yandan mekteplerde tiyatro kültürüne lizumu kadar ehemmiyet vermek ve kurulacağını ıştırığımız devlet trupu ile temsil akademisinin bir an evvel temini atmakla temin olunabilir kanaatındayım.
I. Galip Arcan.
BEZGİNLİK.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
Tiyatro:
TİYATRO KÜLTÜRÜ
Tiyatrocularda :
Gerçi tiyatro sanatı için de öteki sanat şu-
belerinde olduğu gibi doğuştan hususi bir is-
tidat lâzımdır. Bu muhakkak | Fakat unutmıya-
lum ki bir ihtisas ve teknik devresinde yaşıyoruz.
Bütün güzel sanatları sinesinde birleştiren
tiyatro gibi büyük ve mürekkep bir sanat için
yalnız mizaç ve istidat sahibi olmak eksik bir
sermayedir. Bu işin okuyarak öğrenilmesi lâzım
gelen taraflarını tiyatro kültürü öğretir,
Bu asırda tiyatrocu olacak adamın, her
medeni ferde zaruri olarak hayat için icap
eden umumi kültürden maada, sanatın ve mes-
leğin ietediği hususi bilgileri edinmesi şarttır.
Mektebin öğreteceği nazari ve umumi dersler
müstakbel artiste estetik bilgileri verir, zevkine
incelik ve istidadına metodik bir inkişaf temin
eder,
Bu suretle yetişen sanatkâr, Jisanına ve söy-
lemek sanatına hâkim olur. Tiyatroda her ne-
vin icap ettirdiği temsil tarzlarını bilir, karak-
ter etüdünü öğrenir, bir fikir piyesi bir karak-
ter piyesi nasıl tahlil ve temsil edilir? Bir tem-
silde ahenk ve tecanüs nasıl temin edilir? Bu- .
nu anlar, sahne adabına, sanat disiplinine sa-
hip olur. Sahnede sesin nasıl musikileştiğini,
vücudun nasıl heykelleştiğini sezer, bir aktö-
rün halk üstündeki yüksek rolünü takdir eder.
Bizde, şimdiye kadar, aktör kendi kendini
yeliştirirdi. Ona, iyiyi, temizi ve güzeli hak
vasıflarile gösterecek kimsesi yoktu. Onun reh-
beri sadece (görenek) ve (rutin) di, Fakat bun-
dan sonra (Hüdayi nabit) tiyatrocunnn Türk
sahnesinde yeri olmamalıdır.
Tuhaftır, bizde diplomasız, izinsiz ( icrayı
sanat) eden biricik meslek erbabı tiyatro-
culardır. Aktörlük dülger kallalığımmıdır ki
caktan yetişsin, ve ustasından gördüğünü
yapsın 2.
Aktörlük, tıpkı mimarlık. musikişinaslık gi-
bi bir sanattır. Halbuki diplomasız mimarlık,
hattâ dişçilik, baytarlık, berberlik bile yasak-
dır da aktörlük değildir ?.
Halkın zevki ve duygu terbiyesi üstünde
müessir olan böyle yüksek sanat erbabı öte-
kiler kadar nizam altına girmeye lâyık değil
midir ? :
Cümhuriyet idaresi memlekette hiç bir şe-
yin ihtikârına müsaade etmiyor. Halbuki, alay-
dan yetişmiş, iptidai zevkli tiyatro tacirlerinin
halkın zevkini bozacak temsiller vermesi bir
nevi sanat ihfikârından başka bir şey değildir.
Ekmeğin, yağın ve sütün karışık satılma-
masına, talebenin kahvelere gitmemesine, tram-
vay firenlerinin bozuk olmamasına dikkat edil-
diği kadar, bundan sonra, tiyatro esnafının da
genç nesillerin bedii zevkine kasdeden bozuk
düzen temsillerini kontrol altına almak, bir gün
bile geciktirilmemesi gerek olan bir memleket
borcudur. Bu da ancak, bir yandan mektep-
lerde tiyatro kültürüne lüzumu kadar ehcmmi-
yet vermek ve kurulacağını işittiğimiz devlet
trupu ile temsil akademisinin biran evvel te-
melini atmakla temin olunabilir kanaatındayım,
1. Galip ARCAN
' BEZGİNLİK
Artık yollarım sapa ve kilitlidir.
Açmaz bu kilidi ne dua, ne
İşte yayılıyor odamıza feci
Tüterek Meryemin pişir:
çorba |
Ah, omuzlarıma urba ağır geliri
Serp anlara anbardan bir avuç arpa:
Kuşlarım geliyor kanat çarpa çarpa.
Madem bütün yollar kilitli ve sapa,
Oku, Genç Yusufu öven bir “Mezamir.
Ey gece kapını üstümüze kapa!
Ahmet Muhip DRANAS