language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-04-18 Sayfa 3

Ağaç 1936-04-18 Sayfa 3

 



Özet

Ağaç gazetesinin 1936-04-18 tarihli sayısının 3. sayfasında, haberlerin ana olayları ve detayları belirtilmiştir.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

AĞAÇ

lektüeli bu tiptir. Bu tipin psikolojisi kayıtsız ve şartsız HAYRANLIK ve
şuuru, kayıtsız ve şartsız TAKLİT dir.

Artık Şark “ merveille ,, ler ve mucizeler memleketi değil. Sokaklarda ilâ-
hi okuyan mağmum . dilenciler, goygoycular ve yıkıntılar memleketi. Artık
Sadabat bahçeleri Kâathanede değil, “ Versaille,, da. Gemiler Haliçte değil
efrenç diyarlarının limanlarında denize indirilir. Bir zamanlar her neferin
cebinde birer parça tunç taşınarak Bağdat önlerinde dökülen toplar top değil,
Avrupada dökülenler toptur. Saray “ Topkapı ,, değil “ Charlottenburg ,, , halı
“ Şiraz ,, değil “ Gobelin,,dir. v. s..

Bütün dünya hakikatleri, ilk mekteplerde eşya dersleri tablosu ve kıraat
kitabı kadrosu içindedir.

“ Hayatta geçen veya geçmesi ihtimali olan vakaların hikâye kılıklı nakline
Roman derler.,, Bu ne harikulâde bir tariftir! O kadar harikulâdedir ki,
böyle bir vakayı hikâye kılıklı kaleme almak, ilk roman mucizesini yapmak
kadar büyüktür. ( Sergüzeşt - Sami Paşa zade Sezai ). Kuşa, çiçeklere dairde
Şir yazılır. Bu ne yeniliktir! O kadar ki kuşa dair bir iki şiirle, Avrupada
ilk sınıflarda okunan bir kaç edebiyat kaidesini bir araya getirmek bir hadi
sedir. ( Talimi Edebiyat - Recai zade Ekrem ) . Ziya paşa gibi, divan edebiya-
tının son yıkıntılarından bir şeyler yapmak isteyenler ve bu gidişe itimadı ol-
mayanlar vardır. ( Harabat). Namık Kemal gibi, geriye gitmeyi en büyük
tehlike kabul edenler, fakat ileriye dair vatan feryadından başka bir şey bil-
meyenler vardır. ( Tahribi Harabat). Abdülhak Hâmit, ferdiyetinin müstesna
kumaşile kadrosunu aşan, devrinin Edip — Sefir formülü sayesinde hayatını
Avrupada geçirip taklit tesirini orijinale yaklaştıran, hiç bir sosyal endişesi
olmadığı halde sosyal plânda çalışanları (Namık Kemal) hayran eden, benli-
ğini doğrudan doğruya kanatmış hadiseler karşısında unutulmaz sesler çıka-
ran ( Makber ), fakat garbı kökünden idrak edeceğine garp “viveur, ve za-
rifi seviyesinde gezinen ve haşrüneşrini orada arıyan ( Finten), Şeyh Galip
tekniğile “ Shakespeare ,, ve “ Hugo ,, yu meşkeden, ölüm ve Allah gibi mücerret
meseleler karşısında alâkası olan fakat şahsiyeti olmayan ve netice itibarile
sanat ve estetiğinin şuurlu dünyasını bina edemiyen bir çehredir. Şinasi, Âv-
rupaya ilk gönderilmiş, küçük münevver seviyesinde, zeki ve heyecanlı bir ta-
lebe tipidir. “ Moliğre ,, mütercimi Ahmet Vefik, ve “ Charlottenburg,, methi-
yecisi Sadullah paşalar, basit hayranlık psikolojisinin çerçeveliyeceği tiplerdir.

Tanzimat sanatkâr ve entellektüelinde, asliyete benziyen şey, onun telifçi,
sulhçu, ara bulucu, rahatsızlıktan kaçıcı, her istenen şeyi verici, fakat geride
kalanı muhafaza etmek isteyici mizacıdır. Münevverinin “ Tevhit ,, manzume-
sile siyah plâstron karavatı, vezirinin yalvarıcı, okşayıcı, avutmak ve yatışlır-
mak isteyici siyasetile, evindeki lâf dinlemez ceberutu, Topkapı sarayının eski
heyetile, ona eklediği Mecidiye köşkü, fesile pantolonu, başile kalbi, ve içile
dışı hep bu mizaç tablosunun şaşkın elemanlarındandır.
istikbal hasretile, belki maziye değil, fakat tamamile geriye gi-
i teslim ediş devridir. Türk sanatkâr ve entellektüeli, o devirde,
gayesi kendisini bir zamanlar ürküten dünyanın ikmalı değil, iflâsi olan Av-
rupanın, edebi, harsi, siyasi ve iktisadi köleliğine girer ve satıh taklitçisinin
gözü kör meftunluğuna sığınır.

Garp artık onun için kanunları aranacak ve kendi kemal kalitesi içinde
pişirilecek bir “ Problöme ,, değil, illiyeti meçhul ve düşünmeden tapınılacak
bir “ Phönomene ,, dir. Necip Fazıl KISAKÜREK



Bu sayıdaki diğer sayfalar: