Özet
İdealist romancıları kusduran iğrenç uygunlukların ne ehemmiyeti var. Asıl mevzu yoktur, yalnız hayat ve onun icapları vardır.
Bu nefis mürakabelerin özü, şu bir kağıt sattırıdır. İnsanın varlığı ile ugraşmak ve bütün insan realitelerinden hiç bir şeyi kaçırmamak, işte sanırım büyük kücük, hepsi meze hakim olan emel budur. Evet, insanı tanımak, Maritain'in ikazile ne kadar şaşırmış olursak olalım; bu yönde ileriye gitmemize hiç bir şey engel olamıyor. Hususile ustalar bu yola biden önce girmişlerdir ve gemişte, yazıcıya bazı mevzulara yaklaşılmış yasak eden büyük de bozulmuştur. Bu noktadan Proust'un, arkasından gelen bütün nesiller üzerinde, derin bir tesiri vardır. Martain'in, bakışlarını izlerinden alamamızı dilediği hassısayet sırları için, Proust, tersine olarak, ancak bunlar vasitaside, insanın bütünlüğünü varıbleceğimizi ögretiyor ve insanın en gizli sırlarını açağa vurarak, bizden önce gelmış dehalarından, daha ileri gidebileceğimiz hususındaki umudumı okuyor. Şüpheşiz, bir adam âle ve cemiyet hayatının ötesinde, çevresinin, mesleğinin, fikirlerinin, imanlarının, kendisini, yapmaya mecbur kıldığı hareketlerin ilerisinde, daha gizli bir hayatı vardır. Ve çokuk, bize her şeyi teslim edecek olan anahtar, bütün gözlerden saklı olan, bu çamurun dibinde bulunmaktadır.
Bana itiraz edebilirler: 'istigna ve mazrız hallerin tetikkine saplanmış olmak tehlikelikle karşılaşımayım musunuz? İstedği gibi, bütün adamı tanyacak yerde insansındaki galiz ve habis şeylerin üzerine düşmüş olmuyor musunuz?'. Elbette bu bir teklif değildir. Bununla beraber, "Normal adam," manasının, mutlak bir kıyemti olup olmamış sormak hakkımıdır. Bütün insanlar, ilk bakıta aynı hareketleri yaparlar, aynı sözleri söylerler, aynı mevzuella sevmekte ortakırlar. Fakat yakından ve her biri ayrı ayrı tetik edildikçe, birbirinden farklı karakterleri belirir ve birbirine ıra edilmiyeceğin kadar kuvvetli tezatlar ortaya çıkar. Nihayet bir ruhiyatçının, görünüşte en normal adam, ne ile ötekilerden ayrı ve "varlıkların en yerine konulmazı, adı ile söylersek bir galat olduğu neticesine varacagi tasavvur edilebilir. Bir yüreğin en şahsi, en hususi, en ayrı yönlerini aydınlığa çıkarmak, işte ugraştağımız şey budur.
VI.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
AĞAÇ
T E R €
Ü M E
ROMAN
İdealist romancıları kusduran iğrenç uygun-
suzlukların ne ehemmiyeti var. Asil mevzu
yoktur, yalnız hayat ve onun icapları var-
ir.
Bu nefis mürakabelerinin özü, şu bir kaç
satırdadır. İnsanın varlığı ile uğraşmak ve
bütün insan realitelerinden hiç bir şeyi ka-
çırmamak, işte sanırım büyük küçük, hepi-
mize hâkim olan emel budur. Evet, insanı
tanımak, Maritain'in ikazile ne kada” şa-
şırmış olursak olalım; bu yönde ileriye git-
memize hiç bir şey engel olamuyor. Hususi
ustatlar bu yola bizden önce girmişler.
geçmişte, yazıcıya bazı mevzulara yakınlığı
yasak eden büyü de bozulmuştur. Bu nok-
tadan Proust'un, arkasından gelen bütün
üzerinde, derin bir tesiri vardır.
in'in, bakışlarımızı üzerinden almamızı
.dilediği hassasiyet sırları için, Proust, ter-
sine olarak, ancak bunlar vasıtasile, insa-
nın bütünlüğüne bileceğimizi öğretiyor
ve insanın en gizli sırlarını açığa vurarak,
bizden önce gelmiş dehalardan, daha ileri
gidebileceğimiz hususundaki ümidimizi okşu-
yor. Şüphesiz, bir adamın âile ve cemiyet
hayatının ötesinde, çevresinin, mesleğinin,
fikirlerinin, imanlarının, kendisini, yapmaya
mecbur kıldığı hareketlerin ilerisinde, daha
gizli bir hayatı vardır. Ve çokluk, bize her
şeyi teslim edecek olan anahtar, bütün göz-
lerden saklı olan, bu çamurun dibinde bu-
lunmaktadır.
Bana itiraz edebilirler: “ istisnai ve ma-
razi hallerin tetkikine saplanmış olmak
tehlikesile karşılaşmıyor musunuz? İstediği-
niz gibi, öğlün adamı tanıyacak yerde
insandaki galiz ve habis. şeylerin üzerine
düşmüş olmuyor musunuz?, . Elbette bu bir
tehlikedir. Bununla beraber, “Normal adam,
manasının, mutlak bir kıymeti olup olmadı-
ğını sormak bakkımızdır. Bütün insanlar,
ilk bakışta aynı hareketleri yaparlar, aynı
sözleri söylerler, aynı mevzuları sevmekte
veya sevmemekte ortaktırlar. Fakat yakın-
dan ve her biri ayrı ayrı tetkik edildikçe,
birbirinden (farklı karakterleri belirir ve
ve
birbirine irca edilmiyecek kadar kuvvetli
tezatlar ortaya çıkar. Nihayet bir ruhiyat-
çının; görünüşte en normal adamın, ne ile
ötekilerinden ayrı ve “varlıkların en ye-
rine konulmazı, adı ile söylersek bir galat
olduğu neticesine varacağı tasavvur edile-
bilir. Bir yüreğin en şahsi, en hususi, en
ayrı © yönlerini aydınlığa © çıkarmak, işte
uğraştığımız şey budur.
vi
Elbette, bu yürekte elde edeceğimiz
şey, yalınız bu değildir. Çünkü, dileğimiz
ona bütün bütün tasarruf etmektir. Burada
yeni romanın, çok açık, başka bir meyli
göze çarpıyor ve onu Balzac'dan gelen
roman cinsiyle çatıştırıyor. İnsanın tetki”
kine, insanın dışındaki mantıkı karıştırmak
istemiyoruz. Ona keyfi bir düzeni zorla
sokmaktan çekiniyoruz. Balzac'ın bir kahra-
manı daima tek örgülüdür. Hiç bir hareketi
yoktur ki hâkim ihtirasile izah edilmesin
ve şahsın karakterinde olmasın. Bu, güzel
bir şeyc -. Sanatı, tal kabul ettirilmiş
bir düzen saymak mümkündür. Romancının
vazifesi beşeri varlığın chaos'unu muvaze-
neleştirmek, ona biçim vermek ve onu dü-
zene koymaktır. Bu, yalınız müdafaası ko-
lay olan bir durum değildir. Hakikatta, bir
adamın taşkın ii nin, her şeyi yutarak
onu basitleştirdiği düşünülürse, meşru ol-
madığını söylemek bile güç olur. Bir. haris-
te, her şey yükselmesine göre ve bir şeh-
vet döşkününde her şey tatmine göre dü-
zene konmuştur. Balzac'ın, Type, yani bir
ihtirasta hulâsa edilmiş varlıklar yaratma-
sına yardım eden de budur. .
Fakat XIX ıncı asrın ortasında, eşsiz
dehası, tersine olarak, yumak gibi karışık
beşeri mahlüku çözmemeye savaşan, şahıs-
larının' psikolojisine, ne bir düzen, ne de önce
tasarlanmış bir mantık sokmaktan çeki-
nen, manevi ve ahlâki kiymetleri hakkında
bir büküm vermeden, onları yaratan bir
romancı * belirdi. Bunun (içindir ki Dos.
tolevsky'nin — şahısları (o hakkında, hüküm