Özet
1936 yılında Ağaç gazetesinin 1936-04-04 tarihli sayısının 7. sayfasında yer alan haber metni, bir gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
2. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
3. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
4. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
5. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
6. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
7. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
8. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
9. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
10. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
11. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
12. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
13. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
14. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
15. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
16. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
17. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
18. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
19. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
20. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
21. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
22. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
23. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
24. haber, gençin otomobilin hayatına ve çevresindeki değişiklikler hakkında düşünmelerini ve duygularını anlatmaktadır.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
AĞAÇ
ler, belki buna inanmayı ister, belki bunun
gelmiyeceğini bildiği için meyustur. Çünkü
görüyoruz, her zaman nafile yere, bu renk-
ler soluyor, bu ışıklar sönüyor, bu ümitler
susuyor, bu bekleyiş zamanı geçiyor, ve
karanlık bir gece bütün bu nazlı şeyleri
kaplıyor.
Fakat bu güzel manzara karşısında
hüznümüzü, bikesliğimizi, faniliğimizi yeni
duymuş gibi meyus olmalımıydım? Demin
halkın bana o kadar teselli ve sükün veren
Zinde neşesi devam ediyordu. Tabiatımızda
ahlakımızda, hayatımızda ve günümüzde
nice tezatlar yokmudur ? Hem ayni zaman-
da beraber yaşıyan hem de yerlerini başka-
larına bırakarak geçen istihaleli tezatlar
bütün hislerimizi besler. Bu tabii tezatlar
dün donmuş tabiatın bu günkü yeşil feyezanı
gibidir ve bu otomobillerin içine deste deste
ayrılmış geçenlerin ayni yaşta, ayni boyda,
ayni renkte olmayışları kadar ta Bü-
tün bu geçenlerin gönüllerinde fikirlerini
nakzeden temayüller, zihinlerinde kalple-
rindeki hisleri tevbih eden kanaatlar ve
düsturlar, ağızlarında içlerindeki hisleri giz-
liyen tebessümler ve sözler vardır. İstihale-
lerle değişdiğimizi, her hissin içimizde bir
ayrı zamanı olduğunu kabul edeceğimize
bütün tezatları imkânsız bir dogum için feda
etmek; Dünyayı, cemiyeti, hayatı muttasıl
tenkit ile tanzim etmek arzusu niçin? Na-
zari ve daimi bir böyle meşgale bize kuv-
vetlerimizi en çok yoran ikinci bir tabiat
oluyor. Zihnimizden zincirleme akıp dinmi-
yen bu tenkitlerin silsilesi, şelâlesi sanki
neye yarıyor? Dünya ve hayatın muamma-
sını hal için biz kendi kuvvetlerimizle baş
başa kalmışızdır. Hesaplarımıza
dünyayı zedelemektense (o kendimizi ona
göre tanzim ve ayar etmek daha mu-
vafık olmaz mı ? Bilmezmiyiz ki dünyayı
sevk ve idare eden bir hesap ilmi değildir?
Her fikirde büyük bir his payı vardır. Bize
miras olan öyle kanaatler vardır ki ilâbilerini
duyunca, kuvvetlerimiz uyanır, ayaklanır,
onların — davetine ( mantığımızın önünden
koşmaya başlar. Güzel hayata kalplerini yırt-
madan sarılmasını bilmiyenler, kalplerini
müteassıp fikirlerinin yalçınlıklarında yara-
lamayı sevenler, kuru bir nas ihtiyacile, bir
kalbin kolayca kavrayıp kapladığı tezatları
taassuplarına feda etmiyorlar mı? Gönlümü-
uymıyan
zün taptığı sentezi bulumadık, yapama-
dık veya bunu başkalarına kabul ettireme-
dik diye kurutucu bir taassuba düşmekten
sakınarak cömert kalbimizin tezatlarından
istifade etmeli değil miyiz? Biliriz ki her
genç bir ahirzaman pevgamberi gibidir. Fa-
kat gençlik geçince iddia çağından çıkarak
ihtiyacından da kurtulmalı değil miyiz ?
Gülerek geçenlerin hepsi bu sırra ermiş
gibi, sesleri lerile hep ti hayatın
tabii neş'esini tefsir eden bir i duyuyor,
onu aksettiriyor gibiydiler. gurup içinde göğ-
sünü açmış gibi gülen, tı sevdiğini
her zaman açık bir kalple gösteren genç,
gürbüz, şakrak ve oynak Bükreş bu tezatlar-
dan bir düstür çıkarmadan, bunları hep ka-
bul ediyor gibi, geçenleri güneşinin yüzleri-
ne vuran son ziyasile yaldızlanmış gösteri-
yordu. Hepsi bu tılsımdan birer pay almış
gibi, gözleri, ağızları, yüzlerile, hayat hisle”
rile parıl parıl parıldıyorlardı.
Her iki yandan geçen otomobillerin he-
men hepsinde ve hatta taksilerin bile ço-
ğunda radyolar bulunduğundan onlar gelip
geçtikçe bu çalgılar yaklaşıp karışıyor, kırılıp
toplaşıyor, uzaklaşıyor, hafifleşiyor, serpi-
liyor, yağıyor, kayıyor, sönüyor fakat bir
türlü aynı ahengin edasına yarayan muh-
telif notlar gibi birleşmiyordu. Ve o zaman
Bükreşin beni kendine bendeden bir üstat
gibi değilse de o akşam memnun ve müte-
selli eden genç, dinç, güzel bir vücut gibi
bana böyle parçalanmış çalgılar halinde
söylediklerini duydum. Bükreş, görülmüş
süslü ve güzel kadın nazarlarının ve tebes-
sümlerinin o hafızama asılan salkımlarile,
meydana koyduğu masum yaşamak hazzile
ve hiç tahmin etmiyeceğim bir incelikle,
beni parçalı ve tezatlı çalgılarının havasile
sararak bana kendine göre ve romantik bir
ders vermi oldu. Fakat biliriz ki en
romantik düsturları kalbimizin ateşinde bes-
liyerek Oklasik manalara yükseltebiliriz.
Bükreş bana o akşam bu otomobil seli için-
de duyulmuş karışık çalgı kırıntılarını, bir-
leşmiyen fakat hepsinin üstünde güneşten
gelme güya ilâhi birer ziyanın parlar gibi
gözüktüğü bu tezatlı çalgı parçalarını tef-
rik ve tahlil edemeden sevmeyi talim etmiş
oldu. Ve güya musikileri biribirinden çözül-
mez fakat birleşmiyen ve tılsımlı sesleri
bende ayrı ayrı açılarak başka başka his-
lerimin inkişafına yarayacak olan bir yumak
ahenk hediye etti.
Abdülhak Şinasi HİSAR