language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-03-28 Sayfa 3

Ağaç 1936-03-28 Sayfa 3

 



Özet

Aksiyon.

Dilimize evvel mali ve ticarî bir teşebbüse ait olarak "hisse senedi", diye giren bu kelime şimdii de Necip Fazil'in "Ağaç"ında mecmuann üç ana temayı- lünden birine işaret olmak üzere alınmış görünüyor. Fransızca'da "bir kudretin belirmesi, uğraşma, hareket, tesir, eda, ateşi söyle birlikte yapılan hareketler, bir şirin mevzuu, bir tiyatro piyesinin gidişi, hisse senedi" gibi manalara gelen bu zengin ve kuvvetli kelimenin canlanan Türkçe'ye girmek istediği gösterilir. Kelimenin asıl kuvveti hareketler dünyasında bilhassa insan hareketcinin en şuurlu ve en manalı- larmını ayırt elmesi olduğundan bu kuvvette bir kelimenin uyanan dilleri kendini beyndirmemesi kabul edilir. Necip Fazil gibi bir şairin bu yabancı kelimeye kucak açması da aksiyon kelimesinin dilimiz tarafından sempati ile karşılanacağına bir işaret oluyor. O halde bu kelimenin mümmeyyiz vasi üzerinde du- rarak psikolojik bir tahlliden geçirmek fena olmayacaktır.

Aksiyonun delâlet ettiği hareket, kendini yalnız cansızların hareketinden ayırmakla kalmayarak canlılardan nebat ve hayvanların hareketlerinden ve hatta insanın da bir çok hareketlerinden ayırtıyor. Böyle olunca hareketlerinizin değer ve mer- tebeleri kasdediliyor demektir. Hakika.

Mistik telâkkîye göre her şeyden ve her ifadeden evvel var olan Allah, alemleri, bir aşk hamlesi içinde, görünmek, bilinmek ve sevilmek için yarattı. O halde hayat, ilk sebep ve ilk hamlenin, fildişi kulesini yirtması ve göm- legini sırması hadisidir.

İçinde sonsuz varlıkların taziyikini duyan her kes ve her şey, bir gün göm- leğini parçalayacak ve bu gömlegen altından çıkacak şekli başka gözlere arze- deciktir.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

AĞAÇ

A K Ss

Dilimize evvelâ li ve ticari bir te-
şebbüse ait olarak “ hisse senedi, diye
giren bu kelime şimdide Necip Fazıl'ın
* Ağaç ında mecmuanın üç ana temayü-
lünden birine işaret olmak üzere alınmış
nüyor. Fransızcada “bir kudretin be-
irmesi, uğraşma, hareket, tesir, eda, ateşli
sözle birlikte yapılan hareketler, bir şiirin
mevzuu, bir tiyatro piyesinin
gidişi, hisse senedi” gibi ma-
nalara gelen bu zengin ve |
kuvvetli kelimenin canlanan
Türkçeye girmek istediği gö-
rülüyor. Kelimenin asıl kuv-
veti hareketler dünyası içinde
bilhassa insan harekelleri-
nin en şuurlu ve en manalı-
larını ayırl elmesi olduğun-
dan bu kuvvette bir kelime-
nin uyanan dillere kendini
beyendirmemesi kabil değildir.
Necip Fazıl gibi bir şairin bu
yabancı kelimeye kucak aç-
ması da aksiyon kelimesinin
dilimiz tarafından sempati ile
karşılanacağına bir işaret o-
luyor. O halde bu kelimenin
mümeyyiz vasfı üzerinde du-
rarak pisikolojik bir tahlilden
geçirmek fena olmayacaktır.

'Aksiyonun delâlet ettiği hareket, ken-
dini yalnız cansızların hareketinden ayır-
makla kalmayarak o canhlardan nebat ve
hayvanların hareketlerinden ve hatta insa-
nında bir çok hareketlerindan ayırıyor. Böy-
le olunca hareketlerimizin değer ve mer-
tebeleri (o kasdediliyor demektir. Hakika.

Mustafa Şekip TUNÇ
la otomatik bir hale gelen veya bir nokta-

YAO©O N

tende bu mertebeler tabiatın tekâmülün-
de hareketlerin şuursuzluktan şuura doğru
olan zaferlerini aksettirir; daha doğrusu
Leibniz'in tabirile şuurun “ Jâhzalık” olmak-
tan çıkarak Bergson'un tabirile “durde,,
olması ve böylece geçmişi toplayarak ge-
leceğe sarkması zaferiledir ki aksiyon mef-
humunun hususiliği belirmiştir. Meselâ aya-
gımızın ansızın kaymasile mu-
vazenemizi korumak için yap-
tığımız davranışlar, bir tren
kazasını atlattıktan sonra ken-
© dimizi tutamayarak kaçmakta
devam etmemiz, sırf babalık
veya analık şefkatile evlât

larımıza bağlı kalmamız ak-
siyon olmadığı gibifalıştığımız
şeyleri yapmamız, görenek

lere göre hareket etmemiz,
örf ve âdetlere bağlanmamız
da aksiyon olmaktan çok u-
zaktır. Şuurumuzun evvelce
çalışmadığı bir vadide geviş
gelirircesine | sayıklama ve
kuruntularımız, uykuya dalar-
ken hayallerimizin başı boş
akışlarını seyretmemiz, musal-
lat ve sabit
aksiyon değildirler. Kısaca ba-
sit ve mutlak davranışlarımız

ya saplanmış bulunan davranışlarımız a
yon mefhumuna giremezlar. Bütün bu ha-
Teketlerde geçmişi toplayıp geleceğe ilerle-
yen dinamizmadan eser yoktur. Aksiyonda
yalnız görünür harekellerimizi düşünmek
de abestir. Bir müddet işin biç görünmiyen

Mistik telâkkiye göre her şeyden ve her ifadeden evvel var olan Allah,
âlemleri, bir aşk hamlesi içinde, görünmek, bilinmek ve sevilmek için yarattı.
O halde hayut, ilk sebep ve ilk hamlenin, fildişi kulesini yırtması ve göm-

leğini sıyırması hadisesidir.

İçinde sonsuz varlıkların tazyikini duyan her kes ve her şey, bir gün göm-
leğini parçalıyacak ve bu gömleğin altından çıkacak şekli başka gözlere arze-

decektir.

Necip Fazıl KISAKÜREK



Bu sayıdaki diğer sayfalar: