Özet
O, "vermek" kelimesini lugatdan silmiştir. "İncil", "i yaniız hasta iken okumuş ve o zaman sevmişti.
Hiç bir kin bu sevgiden çirkin olamaz.
XXII.
Bu adamın ne Mefisto olduğunu anlamak için en yakın dostu Schiller'i dinleyin:.
"Uzun muddet Goethe ile bir arada bulunmak mecburiyetinde olsaydım bedbaht olurdum. Zira bu adam en samimi dostlarına bile açılmaz; hiç bir kimseye, hiç bir şeye sarılmaz. Onun korkunç bir hobbin olduğunu zannediyorum. İnsanlar az çok kendisine bağlamak ve arkasından sürüklemek iktidarı var. Fakat o daima hür kalır. Şahsiyi iyi ha- rekellerle sevdirir. Lakin bir ilah gibi kendisini asla vermez. Onun bütün kalbimle sevmekle beraber ondan nefret ediyorum.".
XIII.
Hiç şüphesiz, biteviye dü- şündüğü kendi şahsiyetidir. Sanki Goethe olmasa, bizden haberi olmayan sayısız alem- lerin ahenginden bir şey eksi- lecek, kâinatın düzeni bozul- acaktır. "Dağlamlaktan, parça- lannaktan ise benliğimi tanı- mak daha iyi. Zaruri de bu zaruri dediği şeyi Freud'un dilini bilenler pek iyi anlar- duralım. Eğer her birimiz yo- lunu bulsaydı umumî menfaat hakikat olacaktır. Zira umumun menfaat fertlerin gayretlerin- den doğar. Fert keindi olgunluğuna çalışmakla sosyeteyle hizmet etmiş olur.".
XIV.
Orta bir tatmin ona bir fazilet gibi gö- rünüyor ve her şiddet onu meyus ediyordu. Dilinden hiç düşürmediği söz budur: "Mes- ut olmaya cesaret et!".
Bununla beraber ölümünden bir kaç za- man önce, bütün hayatında üç haftadan fazla meşut olmadığını söyleüyor. Kaderin ne müt- hisi cilvesi...
XV.
Goethe seksen yaşına basarken oğlu Au- guste Romada ölmüştü. Bedbaht babaya.
Başyekil Müller bu acı haberi verdi. İlk önce o, hiç alırmaz görüyordu, sonra gözleri yaşı- doldu ve Non ignoravi me mortalem ge- nuisse![*] dedi.
Bir muddet sonra Zelter'e gönderdiği mektupta şu cümleler var:.
"Bizi yer yüzüne bağlayan ancak vazife fikri olabilir. Benim tek gayretim fizik mu- vazeneyi sürdürebilmekle. Gerişi kendiliğin- den gelecektir. Vücut mecburdur. İsteyen ruhtur. "Başka bir yerde de: "Yalnız kanun bize hürriyet verebilir" diyor.".
Nihatet ertesi yil, oğluna da yazdığı mektubu şu cümle ile biliriyor: "Haydi!. Me- zarların üstünden ileri!.".
XVI.
Dünya'da insan oğluunu dü- şündürecek en büyük mesele insan iktidarının hududu bilimkendir. Bir adam neye muk- tedirdir? Küçük Avrupanın bu günkü münveverleri Goet- he'nin eserlerini ve hayatını bu sorguyu bir cevap sıyıyor- lar. Eğer böyle ise, bu hayat, insan iktidarının ne kadar har- ve zafim ne kadar sonuz olgununu göstermeye kafidir.
XVII.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
AĞAÇ
O, “ vermek ,, kelimesini lugatından sil-
miştir. “ İncil çi yalnız hasta iken okumuş
Ve o zaman sevmişti.
Hiç bir kin bu sevgiden çirkin olamaz.
XxX
Bu adamın ne Mefisto olduğunu anlamak”
için en yakın dostu Sehiller'i dinleyin:
“ Uzun müddet Goethe ile bir arada
bulunmak mecburiyetinde olsaydım bedbaht
olurdum. Zira bu adam en samimi dostlarına
bile açılmaz; biç bir kimseye, hiç bir şeye
sarılmaz. Onun korkunç bir hodbin olduğunu
zannediyorum. İnsanları az çok kendisine
bağlamak ve arkasından sürüklemek iktidarı
Yar. Fakat o daima hür kalır. Şahsını iyi ha-
reketlerile sevdirir. Lâkin bir
ilâh gibi kendisini asla vermez.
Onun bütün kalbimle sevmekle
beraber ondan nefret ediyo-
rum ..,
Xx
şüphesiz, biteviye dü-
şi kendi. şahsiyetidir.
Sanki Goethe olmasa, bizden
haberi olmayan sayısız âlem-
lerin ahenginden bir. şey eksi
lecek, kâinatın düzeni bozu-
lacaktır. “Dağılmaktan, parça-
lanınaktan ise benliğimi tanı”
mak daha iyidir. Zaruri de-bu
zarari dediği şeyi Freud'un
dilini bilenler pek iyi anlar-
duralım, Eğer her birimiz yo-
lunu bulsaydı umumi menfaat hakikat olacaktı.
Zira umumun menfaatı fertlerin gayretlerin-
den doğar. Fert kendi olgunluğuna çalışmakla
sosyeteye hizmet etmiş olur. ;,
XIV
Orta bir tatmin ona bir fazilet gibi gö-
rünüyor ve her şiddet onu meyus ediyordu.
Dilinden hiç düşürmediği söz budur: “ Mes-
ul olmaya cesarel el! »
Bununla beraber ölümünden bir kaç za-
man önce, bütün hayatında üç haftadan fazla
mesut olmadığını söylüyor. Kaderin ne müt-
hiş cilvesi...
XV
Goethe seksen yaşına basarken oğlu Au-
guste Romada ölmüştü. Bedbaht babaya
Christiane VULPİUS
Başvekil Müller bu acı haberi verdi. İlk önce
o, hiç aldırmaz göründü, sonra gözleri yaşla
doldu ve Non ignoravi me morlalem ge-
nuisse! (9) dedi.
Bir müddet sonra Zelter'e gönderdi;
mektupta şu cümleler vardı:
“ Bizi yer yüzüne bağlayan ancak vazife
fikri olabilir. Benim tek gayretim fizik
vazeneyi sürdürebilmektir. Gerisi kendiliğin-
den gelecektir. Vücut mecburdur. İsteyen
ruhtur. , Başka bir yerde de: “ Yalnız kanun
bize hürriyet verebilir, diyor.
Nihayet ertesi yıl, oğluna dair yazdığı mek-
tubu şu cümle ile bitiriyor : « Haydi 1. Me-
zarların üslünden ileri!.
XVI
Dünyada insan oğlunu dü-
şündürecek en büyük mesele
insan iktidarının hududunu
bilmektir. Bir adam neye muk-
tedirdir? Küçücük Avrupanın
bu günkü münevverleri Goet-
he'nin eserlerini ve-hayatını
bu sorguya bir cevap sayıyor
lar. Eğer böyle ise, bu hayat,
insan iktidarının ne kadar hiç
ve zafının ne kadar sonsuz
olduğunu göstermeye kâfidir.
XxXvn
Pascal “ namütenahi me-
safelerin sükütu beni korku-
tayor.,,“Kim bilir bizden haberi
olmayan ne âlemler vardır?,,
diyor. Goethe'yi hiç bir şey
korkutmuyor, o daima rahattır. Meşhur sözü:
* Feragat et, lâzım, lâzım, mutlaka lâzım... ,
“ Teferruatta değil, külde bir defa feragat
ederek... ,
Gene 'bu muhteşem sözleriyle kanatlanır
gibi oluyor. Lâkin ferağat... Neden feragat?.
Hiç bir arzusuna mecbur olmadan hayır de-
miyerek yaşamak ve nihayet (ek şeyi ka-
zanmak için, her şeyi gözden çıkaran Zolsof
gibi çölde kaybolmuş bir islasyonda öl-
memek, odanda ve kolluğunda rahat Tru-
hat ölmek için mi?
xy
O da imparator Napoldon gibi ölümden
başka hastalık bilmeyen bir kaya idi. Ölümü
hiç düşünmüyordu. Ölüm onun için bir ha-
EF) Çocuğumun fâni olduğunu bilmiyor değildim.