language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-03-21 Sayfa 3

Ağaç 1936-03-21 Sayfa 3

 



Özet

1936 yılındaki Ağaç gazetesinin 3. sayfasında, bir ruhun kavrayışına, sefil bir yokluk mantığı, mantığın üstündeki varlık murakabesine, Eski nolara bile vadeden insanıyetçi dolandırıcılık, millet aşkına, sokak afişçiliği, saf ve halis sanata, adı vuzuh ulvi muğdile düşmandır.

2. sayfada, ruhunun bütün nizamı çöktüğü, müzisgenin kulağına, eski vecdin sesleri yerine, sarılı kadın çığlıkları ve Afrikalı vahşi tepimmeleri geliyor. Ressamın güzine, eski ahenkli yüzler yerine, yedi başlı zebaniler ve kemik hastalıkları kliniğinden seçilmiş hikat galatları görünüyor. Mimar, gök yüzüne bağırsak gibi şeyler çekiyor. Şairin şiiri, daha içini okumadan, uzaktan bakıldığında vakit koca kart ağız gibi yıklık döküyor. Üstünde oturduğumuz esya, taş devri aletlerle yontulmuş, işsizlik, ümitsizlik ve bedbinlik teneşirleri.

3. sayfada, zamannın en ınce çizgisine dokunan filozof ormanlarda geziyor ve (Angstphilosophie) başlığı altında korku ve sikintiyi bestelemeye çalışıyor ve insanlığın beklediği geni ve büyük Metafizikten bahsediyor.

4. sayfada, Allah dünyamızdan çekilmıştır. Bu Allah ilmihaldır. Bu Allah basit ve tabiinin üstünde bir alem sezen bir (fevkalâde), bir (merveilleux) telâkkisidir. Bu Allah kaz kümeslerine sigmyan üstün ruhun istikballe ve maveraya iştıyakıdır.

5. sayfada, yıllarca güneşe, ateşe, öküz ve ağaça taptık. Ne diye bu adı maddeleri ruhumuzun esrar gömleklerile giydirdik? Hep bu dört köşe şeklin düşünüyorduk, hep bu geçiciliğin üstünde bakabı ifade için.

6. sayfada, dünya ilk defa olarak Allahsızdır. Artık ne bir (harikulâde) telâkkisi, ne bir sonsuzlak duygusu, ne bir gizlilik idraki, ne bir istikbal iştıyakı.

7. sayfada, huzını büyük imanlardan alan müsbet bilgilerimiz, lokomotifi bozulmuş vagonlar gibi ilk hizile yürüyor ve hep inişlerden istifade ediyor. Yokuş görundü. Vagonlardan çığlıklar geliyor. Nasıl tramancağız?

8. sayfada, Allah dünyamızdan çekildi. Bu çekiliş, bir insandan cesaretin çekilişi, bir şehreden muhabbetin uçuşu, bir bahçeden baharın gidişi gibi kaba madde üzerinde takibi mümkün bir iş değil.

9. sayfada, ve işte sıklıyoruz, sıklıyoruz. Günün en ince çizgisi bu. Rahatsızız. Mahduda sığamıyoruz, hudutsuzu dolduramıyoruz.

10. sayfada, her vasfi ihmal edilen ruhu göze görmez bir planda, kânat kadar büyük şahsiyetini teklif edişinden geliyor.

11. sayfada, Perişan ruhumuzu düzene sokacak iman! Davamız seninle!



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

AĞAÇ

ebedi düğümünü arıyan bir ruh kavrayışına, sefil bir yokluk mantığı, mantığın
üstündeki varlık murakabesine, Eskünolara bile vadeden insaniyetçi dolandı
rıcılık, millet aşkına, sokak afişçiliği, saf ve halis sanata, adi vuzuh ulvi
muğdile düşmandır.

Lİ

Hiç bir misal ve tecrübe insanlığı kandıramıyor. O, kifayetsizliği ve dalâ-
leti hemen seziyor. Menfiyi, çürüğü, günübirliği sezmek işten bile değil. Fakat
müsbeti, sağlamı, devamlıyı bulmak davaların davası.

Niçin o kadar tapındığı müsbet ilimler ona tesellisini vermiyor? Ölülerin
kalbini sişelerde zıplatan doktorları, suyun altına, havanın üstüne merdiven
kuran mühendisleri, Londradaki fısıltıyı Tahranda dinleten köâşifleri var.
Bütün bunlar içinin yıkıntısına niye ilâç değil?

Ruhunun bütün nizamı çöktü. Müzisyenin kulağına, eski vecdin sesleri
yerine, saralı kadın çığlıkları ve Afrikalı vahşi tepinmeleri geliyor. Ressamın
güzüne, eski ahenkli yüzler yerine, yedi başlı zebaniler ve kemik hastalıkları
kliniğinden seçilmiş hilkat galatları görünüyor. Mimar, gök yüzüne bağırsak
gibi şeyler çekiyor. Şairin şiiri, daha içini okumadan, uzaktan bakıldığı vakıt
koca karı ağzı gibi yıkık dökük. Üstünde oturduğumuz eşya, taş devri aletlerile
yontulmuş, işsizlik, ümitsizlik ve bedbinlik teneşirleri.

İnsanlık sıkılıyor.

Zamanın en ince çizgisine dokunan filozof ormanlarda geziyor ve (Ang-
stphilosophie) başlığı altında korku ve sıkıntıyı bestelemeye çalışıyor ve insan-
lığın beklediği yeni ve büyük Metafizikten bahsediyor.

LL

Artık anlıyoruz. Allah dünyamızdan çekilmiştir. Bu Allah ilmihal kitapla-
rındaki Allah değildir. Bu Allah basit ve tabiinin üstünde bir âlem sezen bir
(fevkalâde), bir (merveilleux) telâkkisidir. Bu Allah kaz kümeslerine sığmıyan
üstün ruhun istikbale ve maveraya iştiyakıdır.

Niçin yıllarca güneşe, ateşe, öküze ve ağaca taptık? Ne diye bu adi mad-
deleri ruhumuzun esrar gömleklerile giydirdik? Hep bu dört köşe şeklin dışın-
daki ruhu, hep bu yaşadığmız günün ilerisindeki ânı, hep bu geçiciliğin üstün-
deki bakayı ifade için.

Dünya ilk defa olarak allahsızdır. Artık ne bir ( harikulâde ) telâkkisi, ne
bir sonsuzluk duygusu, ne bir gizlilik idraki, ne bir istikbal iştiyakı.

Hızını büyük imanlardan alan müsbet bilgilerimiz, lokomotifi bozulmuş
vagonlar gibi ilk hızile yürüyor ve hep inişlerden istifade ediyor. Yokuş gö-
ründü. Vagonlardan çığlıklar geliyor. Nasıl tırmanacağız?

Allah dünyamızdan çekildi. Bu çekiliş, bir insandan cesaretin çekilişi, bir
çehreden muhabbetin uçuşu, bir bahçeden baharın gidişi gibi kaba madde
üzerinde takibi mümkün bir iş değil.

Ve işte sıkılıyoruz, sıkılıyoruz. Günün en ince çizgisi bu. Rahatsızız. Mah-
duda sığamıyoruz, hudutsuzu dolduramıyoruz.

Bu hal, her vasfı ihmâl edilen ruhun göze görünmez bir plânda, kâinat
kadar büyük şahsiyetini teklif edişinden geliyor.

Perişan ruhumuzu düzene sokacak iman İ Davamız seninle /

Necip Fazıl KISAKÜREK

2



Bu sayıdaki diğer sayfalar: