language

ustmenu

searchbar

Her Ay 1937-03-20 Sayfa 57

Her Ay Dergisi, 20 Mart 1937, Sayfa 57

 



Özet

Felsefe, Ruhiyat ve İctimatiyat sayfasında, fizik ve fizyoloji gibi bilim dallarında olduğu gibi, fizik yolundan da kâinatin bu dinamik manzarasını bulabiliriz. Riyazî fizik ilk başta, imkân ve zamanı kuşatan elektro manetik bir faaliyet sahasını tazammun eder. Eski fizik ise tabii duruyu ve vakaları ancak harici (extrinsèque) seniyetlerle yani parçalar ve kimsel olmak üzere nazari itibara alıyordu. O mekan - zaman mütemadisinden ibaret olan seniyeti tecrid ederek onu yalnız mekâni sabit ayn (entité) ler mecmuu gibi görüyordu. Bunun sebebi eski fizigin ilim lisannının on yedinci asır materyalistlerinin fikirlerinden mustak olmazı idi.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

Felsefe, Ruhiyat ve İçtimaiyat ş Si

Psikoloji ve fizyolojide olduğu gibi, fizik yolundan da kâi-

natın bu dinamik manzarasını bulabiliriz: Riyazi fizik ilk ba-
kışta imkân ve zamanı kuşatan elektro manyetik bir faaliyet sa-
hasını tazammun eder, Eski fizik ise tabii durgeyi ve vak'aları
ancak harici (extrinsögue) şeniyetlerile yani parçalar ve kr-
sımlar olmak üzere nazarı itibara alıyordu. O mekân - zaman
mütemadisinden ibaret olan şeniyeti tecrid ederek onu yalnız
mekâni sabit ayn (entit&) ler mecmuu gibi görüyordu. Bunun
sebebi eski fiziğin ilim lisanının on yedinci asır materyalistleri-
nin fikirlerinden müştak olması idi.
Tabii vak'anın mahiyeti hakkındaki bu tah-
lil, tarihi vak'a ile onun arasında mukaye-
se yapmamıza imkân hazırlar. Tarihi vak'a
- filhakika - bir cihetten devam (durge) olmak itibarile bir tip
teşkil eder, diğer taraftan (€v&nemeni) olmak itibarile her an
bu tipin bütünlüğü içinde değişmeler ve yenilikler suretinde te-
zahür eder, Bu suretle onda tabii vak'anın bütün vasıfları bu-
lunur. Tabiat ile tarih arasında hiçbir ikilik düşünülemez: Tabiat
bizzat tarihtir.

Yeni fizik (Thermodynamigue) sahasında «gazlar hareki
nazariyesi» nde, bilhassa atom âleminin «mevceler mihaniki» n-
de bir illiyet determinizmi yerine istatistik bir determiniz-
mi mevcud olduğunu meydana çıkarmış; ve tabiatin zahiri
manzarası olan ilk perde kaldırıldığı zaman orada collectif hâdi-
selerin ve geniş bir determinizmin hâkim olduğu farkedilmiştir.
Böyle bir determinizmde «vak'a» lar ancak en geniş nisbetlerde
ve bütünlüklerile nazarı itibara alındıkları zaman muayyen ve
zaruridirler; fakat teferrüatta, bu bütünün parçalarındaki te-
nevvüleri itibarile muhtemel (probable) olarak görünürler. İşte
tabii nizamda gördüğümüz bu geniş determinizm manzarası ay-
nile tarihi oluşun da bariz karakterini teşkil etmektedir. Orada
da vak'anın devamınca - bütünlüğü itibarile - bir zaruret görün-
düğü halde vak'anın parçalarındaki değişmeler tarihi ihtimali-
yeti vücuda getirir. O derecede ki tarihi vak'alar bir cihetten
statistik bir determinizme bağlanabilir; orada insanların cüz'i

Yeni ilim ve tarihi
diyalektik:

(Erlebniss) ile yalnız psikolojik bir tahlil yapıyordu. Bilâhare Hus-
serl tarafından bu n esaslı bir felsefi usul haline getirildi.



Bu sayıdaki diğer sayfalar: