language

ustmenu

searchbar

Her Ay 1937-03-20 Sayfa 144

Her Ay Dergisi, 20 Mart 1937, Sayfa 144

 



Özet

Bana bir nargile ismarla, bir de sen iç! dedi.

Sizin için hay hay dedim. Fakat bana dokunur, hasta olurum... Alaylı bir homutile razi oldu. Beni beğenmediği belli idi. Nargilesi gelince bir de sandalya istedi. Kahvecinin getirdiği iskenleyi:.

— Şöyle bir efendice oturalım diye altına çekti, sonra hikikaten düşman bir sesle bana döndü:.

— Hasta olursan ne olur ki dedi.

— Ne olacak, hiç dedim, hasta olurum, güzel bir şey mi hastalık?

— Belki de ölürsün değil mi? diye yapma bir anne şef katile mahzun mahzun sordu. Ah sen ölürsen dünya ne ya par? Zavalli dünyann sensiz halini düşün, aman kendine iyi dikkat et...

Ve mütearrız bir hareketle paltomun yakasını, soğuk almayım diye düzeltti.

Bittabi bu manasız sözleri kizmadan dinlemek kabil dedildi.

— Niçin, dedim, böyle konuşuyorsunuz, daha yeni gör dükünüz bir adama bu sözler söylenir mi!

— Vah yavruccuğum, vah! neredeyse ağlıyacak... diye alay etti: Bu kadar yuvaşak olduktan sonra insan ne diye ya şamak zahmetine katlanır.

— Yuvaşak veya katı dedim, bu dünyada yalnız ben mevcud değilim ya... Benim gibi ve benden zayıf milyarlarca mevcud var hepsi yaşiyor ve hepsi ölüyor ve büyük bir ima kasdile ilave ettim:.

— Benden kuvvetliler de beraber...

— Süphesiz, dedi, süphesiz senden yuvaşak ve zayıfları da var. Fakat onlar haderlerini biliyorlar. Gözleri yarı karanlıktı ateş gibi parlıyordu. Sen, cüssene bakmadan kınatı fethe kalkmışsin... dolduracağın çukurun dışında işin ne? Benim şahsım da bütün insanlıkla konuşuyordu. Sesi çok geniş bir kalabığa söylüyormuş gibi tok ve yüksekti. Oyunu olduğu gibi kabul ettim.

— İyi ama, dedim, bunda muvaffak ta oluyoruz!



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

146 Her Ay

— Bana bir nargile ısmarla, bir de sen iç! dedi.

— Sizin için hay hay dedim.. Fakat bana dokunur, hasta
olurum... Alaylı bir homurtile razı oldu. Beni beğenmediği
belli idi. Nargilesi gelince bir de sandalya istedi. Kahvecinin
getirdiği iskemleyi:

— Şöyle bir efendice oturalım diye altına çekti, sonra ha-
kikaten düşman bir sesle bana döndü:

— Hasta olursan ne olur ki dedi.

— Ne olacak, hiç dedim, hasta olurum, güzel bir şey mi
hastalık?

— Belki de ölürsün değil mi? diye yapma bir anne şef -
katile mahzun mahzun sordu. Ah sen ölürsen dünya ne ya -
par? Zavallı dünyanın sensiz halini düşün, aman kendine iyi
dikkat et...

Ve mütearrız bir hareketle paltomun yakasını, soğuk almı-
yayım diye düzeltti.

Bittabi bu mânasız sözleri kızmadan dinlemek kabil de-
gildi.

— Niçin, dedim, böyle konuşuyorsunuz, daha yeni gör -
düğünüz bir adama bu sözler söylenir mi!

— Vah yavrucuğum, vah! neredeyse ağlıyacak... diye
alay etti: Bu kadar yumuşak olduktan sonra insan ne diye ya-
şamak zahmetine katlanır

— Yumuşak veya katı dedim, bu dünyada yalnız ben mev-
cud değilim ya... Benim gibi ve benden zayıf milyarlarca
mevcud var hepsi yaşıyor ve hepsi ölüyor ve büyük bir ima
kasdile ilâve ettim:

— Benden kuvvetliler de beraber...

— Şüphesiz, dedi, şüphesiz senden yumuşak ve zayıfları
da var. Fakat onlar hadlerini biliyorlar.. Gözleri yarı karanlıkta
ateş gibi parlıyordu. Sen, cüssene bakmadan kâinatı fethe kalk-
mışsın... dolduracağın çukurun dışında işin ne? Benim şahsım-
da bütün insanlıkla konuşuyordu. Sesi çok geniş bir kalabalığa
söylüyormuş gibi tok ve yüksekti. Oyunu olduğu gibi kabul et-
tim.

— İyi amma, dedim, bunda muvaffak ta oluyoruz!

3m

Ji

1

Ne



Bu sayıdaki diğer sayfalar: