Özet
Hayvancılarla karşı mahcup oluyorum vallahi.
Bu kadar yoksulluk olur şey değil.
Demek ki, insan bu kadar yoksulluk içinde de yaşayabiliyor.
İşin büyüklüğü de asıl burada ya!
Ne felsefe yumurluyor.
Hiç yoktan bir varlık çıkaramak... Bundaki büyüklüğü, bundaki asaleti hissetmiyorumuz?
İşte elimde bir dürbün var. Ben bununla 150 metreden ilerisini görem. Şimdi dürbünümüz yok diye elimizi bağlayıp oturalım mı? Yok işte, ne yapalım? Bundan daha iyişini alamıyoruz.
Ben de biliyorum; ağız, çiplagız, silahsız. Ama bu kadar yoksuluk içinde genel çalmak, genel ses çıkarmak... Bu doğruğunda kahramanlıkta, çocuklar. Başka hiç bir şey değil!
Eğer gelecek seneye kadar sağ kalırsam, o zaman seninle genel konuşuruz bunu.
Ama uzağa gitin ha! Oğlum, cephede olduğunu unuttun galiba. Burada zaman sene ile değil sanıye ile ölçülür. Sen hele yarına sağ çık da, gelecek seneye söyle dursun.
Bahsi açın, haksın. (Bir sanaye). Daha iki ay evvel böyle yirmi arkaştık. Bugüne şura da dört kişi kaldık. Yarın kim birbir kaç kalacağınız.
Hepsi temiz, mektupta gecikmeleri.
Ve hiç biri ölmek istemiyordu. Ben daha cepheye yeni geldiğim gün ölen çocukları tanıyorum. Bir genç varıdışı hatırıma geliyor. Sap sarı bir çocuğum. O gün siyerin kenarında uçan bir kelebeği tutmak için başını uzatır uzatmaz alınının ortasına kurşun yedi. Halbuki niyeti gayet masumu. Nihayet bir kelebek tutmak.
Bir ikincisinin başı gülle ile uctu. İşi bilmiyen hocaları onun için hâlâ: "Kafalı bir çocuğum." diyolarım.
Birisi vardı. (Dokuzuncuyu gösterir.) Şunun sınıf arkadaşı.
Dokuzuncu hep birinci oldu. Çok iyi taksim yaptı.
Görüşyorsunuzda. Liny taksim yapmak burada hiç işe yaramadı.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
birine dayadığımız vakit ne kadar gülerdik.
Benim koca parmaklarımın yanında onun par-
makları bir papatya yaprağı gibi kalırdı.
BİRİNCİ — İsmi ne idi ?
BEŞİNCİ — İsmi iç...
ismini? Öyle çocuk gözleri
« bebek » diye çağırırdım.
BİRİNCİ — Galiba ilk defa sevdin?
BEŞİNCİ — ik ve son.
BİRİNCİ — Belli.
BEŞİNCİ — Nereden?
BİRİNCİ — Anlatışından.
BEŞİNCİ — Sen sevdin mi?
BİRİNCİ — Ben heykeltraşım. O güne ka-
dar bütün kadınlara nihayet bir model gözile
bakardım. Kadınla mermer arasında benim için
hiç bir fark yoktu. Belki ikincisi daha kıymet-
liydi. Çünkü daha pahalı idi. Fakat bir gün...
Ne ise... Bırak bunları şimdi...
DOKUZUNCU — Ilık el işte gene belimin
ortasında durdu İşte gene parmaklarım oynatıyor.
İKİNCİ — (Bir tekme vurur) Ulan, defol
şurdan! Hepimizi çileden çıkarmaya mı geldin
buraya? (Gülüşürler).
ÜÇÜNCÜ — Bırak söylesin bel Bunu din-
lemek, küfür dinlemekten daha tatlı değil mi?
Ne zamandan beri böyle sözler işitmemiştik. Bu
kadar tatlı bir havada bir kere de tatlı sözler
işitelim,
BİRİNCİ — Aklıma ne geliyor, bilir misiniz?
Şimdi biz burada keyfederken ön siperde kim-
bilir neler oluyor?
ÜÇÜNCÜ — Allah onlara akıl versin. Hiç
bu güzel havada adam öldürülür mü? Böyle
bir günde ancak yatılır, şarkı söylenir ve sevişilir.
İKİNCİ — Bana bıraksalar, harbi valnız kı-
şın yaparım.Fakir, fukara ateş altında ısınırbari.
BİRİNCİ — Amma sana bırakmıyorlar işte.
Asıl mesele de burada yal Niçin bırakmıyorlar?
Mademki mesele benim hayatımın üstünde dö-
nüyor, öyle ise buna herkesten evvel benim
karar vermem lâzım, Bakalım ben adam öldür.
mek istiyor muyum? Bakalım ben ölmek istiyor
muyum?
İKİNCİ — Ben şimdi asıl ne düşünüyorum
bilirmisiniz ? Öldüğümüz vakit bizi galiba kurt-
lar bile beğenmeyecek. O kadar sıskayız ki.
ÜÇÜNCÜ — Ölümümüz bile işe yaramıya-
cak desene.
Ne yapacaksın
vardı ki... Onu
-İKİNCİ — Hayvancıklara karşı mahçup olu-
yorum. vallahi
3 UN — Bu kadar yoksulluk olur şey
eğil.
DOKUZUNCU — Demek ki, insan bu ka
dar yoksulluk içinde de yaşayabiliyormuş.
BEŞİNCİ — İşin büyüklüğü de asıl burada
yal
IKİNCİ — Ne felsefe yumurtluyor.
BEŞİNCİ — Hiç yoktan bir. varlık çıkara-
bilmek... Bundaki büyüklüğü, bundaki asaleti
hissetmiyormusunuz
İşte elimde bir dürbün var. Ben bununla
150 metreden ilerisini göremem ( Şimdi dürbü-
nümüz yok diye elimizi bağlayıp oturalım mı ?
Yok işte, ne yapalım ? bundan daha iyisini
alamıyoruz.
Ben de biliyorum; açız, çıplağız, silâhsızız.
Ama bu kadar yokluk içinde gene çalışmak,
gene ses çıkarmamak... Bu doğrudan doğruya
kahramanlıktır, çocuklar. Başka hiç bir şey
değil |
BİRİNCİ — Eğer gelecek seneye kadar sağ
kalırsam, o zaman seninle gene konuşuruz bunu.
IKİNCI — Amma uzağa gittin ha | Oğlum,
cephede olduğunu unuttun galiba. Burada za-
man sene ile değil saniye ile ölçülür. Sen hele
yarına sağ çık da, gelecek sene şöyle dursun,
BİRİNCİ — Haklısın. (Bir saniye). Daha
iki ay evel böyle yirmi arkadaştık. Bugün şura-
da dört kişi kaldık. Yarın kim bilir kaç kalacağız.
IKİNCİ — Hepsi temiz, mektepli çocuklardı.
BİRİNCİ — Ve biç biri ölmek istemiyordu.
Ben daha cepheye yeni geldiğim gün ölen ço-
cukları tanıyorum. Bir genç vardı ismi hatırı:
ma gelmiyor. Sap sarı bir çocuktu. O gün si-
perin kenarında uçan bir kelebeği tutmak için
başını uzatır uzatmaz alnının ortasına kurşun
yedi. Halbuki niyeti gayet masumdu. Nihayet
bir kelebek tutmak.
İKİNCİ — Bir ikincisinin başı gülle ile uç-
tu. İşi bilmiyen hocaları onun için hâlâ: «Kafalı
bir çocuktur.» diyorlarmış.
BİRİNCİ — Birisi vardı.
göslerir.) Şunun sınıf arkadaşı,
DOKUZUNCU — Hesaptan hep birinci
olurdu. Çok iyi taksim yapardı.
ÜÇÜNCÜ — Görüyorsunuzya. İyi taksim
vapmak burada hiç işe yaramadı
(Yürüyör)
(Dokuzuncuyu
12