language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-05-16 Sayfa 2

Ağaç 1936-05-16 Sayfa 2

 



Özet

Dünya harbine gelinceye kadar Tanzimat sonrası Türk sanatkar ve entellettüeline kısa bir bakış.

Tanzimat karakterinin ilerilere doğru büründüğü hüviyet, artık bir fark ve doz çerçevesi içinde kücülüp büyümek, daralıp genişlemektir.

Garp dünyasının, tahilsiz, teftişiz, muayenesiz, iç ve dış mühendleri varulmadan imtiyazı nastıktı, gittikçe daha parlak bir (emri vaki) olur. Teslim olduğu tesir merkezinin en korkunç cahili ve en şahsiyetli alçaklara züppe tipi olduğu göre bu ruh haletinin züppesi de bu sıralarda meydana çıkacaktır.

Züppe, yalnız mensup olduğu tesirin cahil ve şahsiyetişi değil, belki o tesirin idrakteki mıyakasın da ifadesini veren ve onu çabukca tereddite gören hazı bir neticenin haberçisidir. Nitekim Tanzimat sanatkar ve entellettüelinde, az çok ciddiyete, vekara, zarafete, saffete benzer eda, ondan sonra kilerde daha azalır. Tanzimat sanatkarının garp klasiklerini meşkeden gözleri, öbürlerinde garbin ikisi ortası örneklerine takılır ve Tanzimat efendisinin henüz Arap ve Acem teffekkür alemindeki büsbütün kopması küllütlü bağları, onu takip edenlerde daha gevser, buna mukabil garp dünyasına yaklaşıma derecesi, garbin ancak sokak ve isporta malalarına sokulabilmek suretiyle aslında daha çok şarışır ve nihayet Tanzimat hareketinin başlanğındaki siğlik ve akamet, ikinci devrede daha keskin ve daha karakterli endamını arzeder.

Ortaça (Edebiyatı Cedide) isimle bir edebiyat mektebibe (Jeun Turc) adlı bir entellettüel lipi çikmasına rağmen bu mektebin talebeleri bir evvelki sanatkarı, ne de o zümrünen politikacılığı bir evvelki siyasinin boyunda değildir. Abdülhak Hamit ile herhangi bir (Edebiyatı Cedide) ci arasındaki fark, Ali pasa ile herhangi bir (Jeun Turc) arasındaki farka uygundur. Dünya harbine gelinceye kadar Tanzimat sonrası Türk sanatkar ve entellettüeline, zümrü ve kantite kıymlerine evvelki nesilden daha çok büründüğü halde, fert ve kalite kıymlerinden daha fazla sıyrılmış, daha çok aksiyona giriştiği halde eya ve hâdiseleri idrakte daha safdil kalmış ve (Edebiyatı Cedide)yle edebiyatı, ve (Meşrutiyet) ile inkılabı yapıtına inanmıştır. (Meşrutiyet) hareketine gapan entellettüelin nasıl (Hürriyet, Musavat, Adalet) prensiplerinden başka hiç bir inkılap görürdü ve batıda da olsa hiç bir cemiyet telakkisi yoksa, (Edebiyatı Cedide) yi kuran gurubun da (rikkat, nükhet, nisviyet) gibi müsterek kelimelerden ve amiyaneye hassasıyet mizaçlarından başka hiç bir sanat anlayışı ve kötü de olsa hiç bir sanat doktrini mevcut değildir. İkisinde de (hüsnü niyet) den başka bir sermayeye rast gelmez.

Ne modern ne klasik sanat onlar için değildir. Şirde zevk ve idrakleri (Alfred de Musset) ile (Sully Prudhomme) u ve romanda (Goncourt) birerleri aşmaz. Artık onlara (Baudelaire).



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

AĞAÇ

/ANAT FiKiR > AK/iYON

MANZARA
4

DÜNYA HARBİNE GELİNCEYE KADAR TANZİMAT SONRASI TÜRK SANATKAR
VE ENTELLEKTÜELİNE KISA BİR BAKIŞ

Dünya harbine gelinceye kadar Tanzimat sonrası Türk sanatkâr ve entellektüeli, Tanzimat
ana karakterinin başka zaman ve mekânlarda ve farklı şartlar ve mikyaslar altında devamın-
dan fazla bir şey getirmez.

Tanzimat karakterinin ilerilere doğru büründüğü hüviyet, artık bir fark ve doz çerçevesi
içinde küçülüp büyümek, daralıp genişlemektir.

Garp dünyasının, tahlilsiz, teftişsiz, muayenesiz, iç ve diş mihenklere vurulmadan imti-
hansız tastiki, gittikçe daha parlak bir ( emri vaki ) olur. Teslim olduğu tesir merkezinin
en korkunç cahili ve en şahsiyetsiz alkışçısı züppe tipi olduğuna göre bu ruh haletinin züp-
pesi de bu sıralarda meydana çıkacaklır.

Züppe, yalnız mensup olduğu tesirin cahil ve şahsiyetsizi değil, belki o tesiri idrakleki
mikyasın da ifadesini veren ve onu çabucak tereddiye götüren hazin bir neticenin habercisidir.
Nitekim Tanzimat sanatkâr ve entellektüelinde, az çok ciddiyele, vekara, zarafete, saffete ben-
zer eda, ondan sonrakilerde daha azalır, Tanzimat sanalkârinin garp klasiklerini meşkeden
gözleri, öbürlerinde garbın ikisi orlası örneklerine takılır ve Tanzimat efendisinin henüz Arap
ve Acem tefekkür âleminden büsbütün kopmamış kültür bağları, onu takip edenlerde daha
gevşer, buna mukabil garp dünyasına yaklaşma derecesi, garbın ancak sokak ve işporta ma-
dalarına soğulabilmek suretile aslını daha çok şaşırır ve nihayet Tanzimat hareketinin başlar"
gıcındaki sığlık ve akamet, ikinci devrede daha keskin ve daha karakterli olarak endamını

arzeder.
Ortaya (Edebiyatı Cedide) ismile bir edebiyat mektebi ve( Jeun Turc) adile bir entellektüel

tipi çıkmasına rağmen ne bu mektebin talebeleri bir evvelki sanatkârın, nede o zümrenin po-
litikacıları bir evvelki siyasinin boyunda değildir. Abdülhak Hâmitle herhangi bir (Edebiyatı
Cedide) ci arasındaki fark, Âli paşa ile herhangi bir (Jeun Turc) arasındaki farka uygundur.
Dünya harbine gelinceye kadar Tanzimat sonrası Türk sanatkâr ve entellektüeli, zümre ve
“Küntite kıymetlerine evvelki nesilden daha çok öüründüğü halde, fert ve kalite kıymetlerinden
daha fazla sıyrılmış, daha çok aksiyona giriştiği halde eşya ve hâdiseleri idrakte daha safdil
kalmış ve (Edebiyatı Cedide) yle edebiyatı, ve (Meşrutiyet) le inkilâbı yaptığına inanmıştır.
(Meşrutiyet) hareketini yapan entellektüelin nasıl (Hürriyet, Müsavat, Adalet) prensiplerinden
başka hiç bir inkilâp görüşü ve batıl da olsa hiç bir cemiyet telâkkisi yoksa, (Edebiyatı Cedi-
de) yi kuran gurubun da (ritkat, nükhet, nisviyet) gibi müşterek kelimelerden ve âmiyane
hassasiyet mizaçlarından başka hiç bir sanat anlayışı ve kötü de olsa hiç bir sanat doktrini
mevcul değildir. İkisinde de (hüsnü niyet) den başka bir sermayeye rast gelinmez.

Ne modern ne klasik sanat onlar için değildir. Şiirde zevk ve idrakleri (Alfred de Musset)
ile (Sully Prudhome) u ve romanda (Goncourt) biraderleri aşmaz. Artık onlara (Baudelaire)

1



Bu sayıdaki diğer sayfalar: