Özet
Yolları yataklarına alıtı sel,.
Kızıl örtüleri büründü dağlar.
Güneşle beraber ufuklardan gel,.
Bu yerden seni de alacak rüzgar.
Vücutunu sinsişah mantona sar;.
Senin rüyalarını kim bilecek.
Rabbimizin ışıklar verdiği diyor,.
Bütün güzellikleri bizden silecek.
Bu gece yavaşıcık uykuştur,.
Şehrimi, evini, barkımı, bırak.
Kimseler olmasın sesini duyar,.
Denizden, yurdundan her şeyden uzak.
Karanlık ökçüne seni bu suya,.
Ayrılmaz geceler belki gündüzden.
O kadar hasretim sonuşu uykuya,.
Usandım yıllara giden bu düzden.
Günlerim geçerken, seni dağlarda,.
Gözlerim yollara dalmuş beklerim.
Dağlara çıkmasını bu gün çaglarda,.
Ümüdüm, hevesim ve geceklerim.
sikmiş, kimisi bir kizi kucaklamış kocaman.
şapıklar kafalarında, atlar üstünde delik.
kanıllar gördü. Sinema karanlık bir yer de.
ğiil... Resimlere bakıyordu.
Ondan ötesini ertesi gün Hödüğe an.
lattı:.
“Herif bana, Sinemaya sokayım mı oğ.
lum seni, dedi. Burası sinema değil, dedim.
Yok, dedi, içerişini bir görsen bayılsın, sen.
hiç sinemaya gitmedin mi? Gittim be, de.
dim, karanlık bir yer. Ne iyi işte dedi, bili.
yorsun, gel girelim. Girdik. Ayakların don.
muştu, içerisi siccaktı. Tabanların buz kes.
mişti. Herif beni bir yaldızlı parmaklığın.
yanağı götrüdü. Bu yaldızlı parmaklık de.
mirdendi. Ama kül rengine boyanmışti.
Ayaklarını oraya dayar dayar dayamaz yandılar.
Herif bana kenarında dur, isınırsın dedi. Bu.
ne amca dedim. Buna kalorifer derler dedi.
Hikaye oldukça uzundu. O kadar uzun.
dükkük Japon ismi o gün içinde unutulmuş, Japonun ismi kalorifer olmuştu.
Ve karın iki karişi geçtiği zamanlarda ateşsiz kulübelerde kalorifer hikayesi anla.
tlır dururdu.
Beyaz, bembeyaz kiş geçerinde yalan.
ayak çocukları köpeklerle beraber koşuşur.
larken içerisi ağır bir insan kokusu dolu.
kahvenin önünde dinlenirler:.
“Ulan kalorifer, derlerdi. İstiyorsun.
insanı be!
(BAHAR gelecek sayıda).
Sait Faik ADALI.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
AĞAÇ
ONLAR HAYATA BOYLE DOĞMUŞLARDI
Necip Kazıla
Yolları yataklarına aldı sel,
Kızıl örtülere büründü dağlar,
Güneşle beraber ufuklardan gel,
Bu yerden seni de alacak rüzgâr.
Vücudunu simsiyah mantona sar ;
Senin rüyalarını kim bilecek.
Rabbimin ışıklar verdiği diyar,
Bütün günalıları bizden silecek,
Iu gece yavaşen uykudan uyan,
Şehrini, e
barkını, bırak.
Kimisi
er olmasın sesini duyan,
Denizden, yurdundan ber şeyden uzak,
Karanlık çökünce sensiz bu suya,
Ayrılmaz geceler belki gündüzden.
O kadar hasretim sonsuz uykuya,
Usandım yıllarca gilen bu düzden,
Günlerim geçerken, seni dağlarda,
rim yollara dalmış bekleri
Dağlara çıkmışım bu genç çağl
Ümüdim, hevesim ve çiçeklerim.
sıkmış, kimisi bir kızı kucaklamış kocaman
şapkalar kafalarında, atlar üstünde deli-
'kanlılar gördü. Sinema karanlık bir yer de-
gil... Resimlere bakıyordu.
Ondan ötesini ertesi gün Hödüğe an-
lattı:
“Herif bana, Sinemaya sokayım mı oğ-
lum seni, dedi. Burası sinema değil, dedim.
Yok, dedi, içerisini bir görsen bayılırsın, sen
hiç sinemaya gitmedin mi ?, Gittim be, del
dim, karanlık bir yer. Ne iyi işte dedi, bili-
yorsun, gel girelim. Girdik. Ayaklarım don-
muştu, içerisi sıcacıktı. Tabanlarım buz kes.
mişti. Herif beni bir yaldızlı parmaklığın
yanına götürdü. Bu yaldızlı parmaklık de-
mirdendi. Ama kül rengine boyanmıştı.
Hayalin, yüzlerce büyür korkuda,
Işıklar yol olur önünde nurdan,
kahır uykuda,
Biz neler bekleriz, neler yağmurdan,
Meyveler dalla
da yansın kuraklan,
İçinden kurtulup dar çenberlerin
Geliyor bir yağınur sesi uzaktan,
Ömrü uzun olsun yol verenlerin,
Feridun Fazıl TÜLBENTÇİ
“Ayaklarımı oraya dayar dayamaz yandılar.
Herif bana kenarında dur, ısınırsın dedi. Bu
ne amca dedim. Buna kalorifer derler dedi.,
Hikâye oldukca uzundu. O kadar uzun-
duki Japon ismi o gün içinde unutulmuş,
Japonün ismi kalorifer olmuştu.
Ve karın iki karışı geçtiği zamanlarda
ateşsiz kulübelerde kalorifer hikâyesi anla:
tılır dururdu.
Beyaz, bem beyaz kış gecelerinde yalın
ayak çocuklar köpeklerle beraber koşuşur-
larken içerisi ağır bir insan kokusu dolu
kahvenin önünde dinlenirle
—Ulan kalorifer, derlerdi. Isıtıyorsun
insanı be |
(BAHAR yelecek sayıda)
Sait Faik ADALI
14