language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-03-14 Sayfa 2

Ağaç 1936-03-14 Sayfa 2

 



Özet

Ağaç gazetesinin 1936-03-14 tarihli sayısının 2. sayfasında, "Adımız Ağaç" başlıklı bir haber bulunmaktadır.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

AGAÇ

/ANAT > FiKiR < AK/iYON

Ae Daael © Mtlssazâ

Adımızı Ağaç koyuyoruz. Düşünüyoruz ki güzel ve sonsuz tabiatta, büyüklü-
gü, olgunluğu, erginliği, bir kelimeyle perfeksiyonu ondan daha iyi gösterecek
bir örnek bulunamaz. Ağaç, madde ve ruh gibi, her şeyin bir dış ve bir iç yüzünü,
toprak üstünde ve toprak altındaki gür ve dolaşık varlığile çizgi ve biçime
sokmuş bir semboldür.

“Yapraklarının kıldan ince damarlarını daha kalın bir sapta birleştiren, son-
ra bütün bu sapları birer dala bağlıyan, bütün bu dalları derece derece daha
iri dallara iliştiren, daha sonra bütün bu daha iri dalları tek ve ana bir göv-
dede düğümliyen ağaç, en sonra toprağın içine dalıp karanlık ve esrarlı bir
kök âleminde tekrar kollara ayrılan, halattan ipe, iplen sicime, sicimden ip-
liğe, her kolu gittikçe daha ince başka kollara bölünen, her başka kolu gö-
zün seçemiyeceği ve hesabın tutamıyacağı inceliklere ulaşan, muhite doğra
namütenahi dağınık ve çok, merkeze doğru namütenahi toplu ve tek bir şahsi-
yet muvazenesinin ne eşsiz örgüsüdür.

İnsan oğlu dünyaya ayak bastığı gündenberi ağaç onun gözünde çözülmez
bir bilmecedir. Kışın her tarafı dökülür. Garip istikametleri gösteren dallarile
çırçıplak ve kupkuru bekler. O zaman o bir çekmece gibi kapalıdır. Çok geç-
meden bu çekmecenin kapağı aralanır. İçinde sakladığı sır tütmeye başlar.
İğne ucu kadar ince mesamelerinden yeşil yapraklar fışkırır. Tabiatın en girift
nakışlarını çerçeveleyen çiçeklerle donanır. Fakat o, henüz eserini vermiş de-
ğildir. Bütün bunlar gelmek üzere bulunan bir eserin şenliği... Nitekim biraz
sonra çiçekler dökülmüş, yapraklar eskimiş ve dallarında bir kandil gibi yemiş-
ler belirmiştir. Bu yemişler, her biri bir ağaçtan gelen ve her biri içinde birer
ağaç taşıyan bu yemişler, açlık ve susuzluğa göklerin indirdiği çarelerdir. Aç-
lik ve susuzluğu dindirmekse fanteziden çıkmak, ezeli ve ebedi derde ilâç ol-
mak değil midir ?

Biraz sonra o gene yapraklarını dökecek, gene kaba bir çekmece gibi kup-
kuru kalacak, korkunç istikametleri gösteren kemik parmaklar halindeki dal-
larile kaskatı donacak ve bu gizli rüya içinde yeni verimi, rahimde bir çocuk
gibi gelişecektir.

Böylece her mevsimde devrini tekrarlayan ağaç, dipsiz gökleri dolduran

1



Bu sayıdaki diğer sayfalar: