language

ustmenu

searchbar

Ağaç 1936-03-14 Sayfa 13

Ağaç 1936-03-14 Sayfa 13

 



Özet

Kitap Mecmua Gazetesi, 1936 yılındaki 14 Mart tarihli 13. sayfasında yer alır.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

Antoloji ve doğurduğu mesele

Matbuat müdürlüğü, fransızca bir anto-
loji neşretti.

1908 senesinden sonraki Türk edebiyal
antolojisi, Fransızca antoloji ne demektir
Matbuat müdürlüğü yeni Türk edebiyatı
Avrupaya tanıtmak istiyor. Propaganda eseri.
Bu eserin gördüğü mukabele, umumi yerde
iffete tecavüz eden bir kimsenin başına ge-
lecek şeydir. Yumruk, tokat, tekme, çimdik,
ve korkunç bir namus ve hak şamata:
ve falan var, niçin
kadaş kayırma,

Ne oluyor? bir gemi batıyor da biricik
sandalına adam mı seçiyorlar? Öleceklerle
ölmeyecekler mi ayırt ediliyor? Bu telâş, bu
kıyamet ne? Tenkidin yokluğu bile olmayan
memleket'e bu hadar gizli mütefekkir ne-
reden çıktı? Daha evvel nerede idiler. Neyle
uğraşıyorlardı. Ne düşünüyorlar ve ne konu-
şuyorlardı ? Bu eser çıkmadan evvel bu in-
sanlar arasında sıkı yasaklara bağlı bir kıy»
met hükmü yaşıyordu da ona bir riayetsiz
lik mi oldu? Bu kitap bir satranç #nhta;
gibi çerçevesi, haneleri ve taşları belli v
detli bir âlemin şirazesini mi allak bullak
ett? Ne münasebet! O halde bu kitapta ancak
temmuz sıcağının meydana çıkarabileceği
kahve rengi böceklere kara kışta can vere-
cek nasıl bir hararet bulunabilir? Heyhat,
onda böyle bir hararet bile yoktur.

Bu eser sadece, aldığı şahısların kali
hakkındaki anlayışı zayıf, zaman ve
ekân kıratları hatalı, çizmeye çalıştığı bü-
yük çehrenin karakteri kavranmamış, fakat
alınması lâzımgelen unsurların yüzde doksa
mis avrupalımın bildiği dile çevirivermiş ba-

sit bir tanıtma kitabıdır. Şunu almış, bunu
almamış. Hata etmiş olabilir, Fakat onla;
da öbürlerini aldığı tarzda alsaydı dava hal

edilmiş mi olacaktı? Netice şudur ?

Bu antolojide iki iş yapılmak istenmişti,
Biri eser tercümesi, öbürü kıymet ve karak-
ter biçilmesi. Eser tercüme etmek kol

nesi ayıpların en büyüğüdür. Zi,
le bir eser, memleket içinde kurulmuş ve bi-
nalaşmış hükümlerin fotoğrafını almaktan
başka bir şey yapamazdı. Antolojiyi bu nok-
tadan hırpalamak için kendi dilimiz ve ken-

vamız içinde kurulmuş bir mizan gös-
termemiz lâzımdır. Bu temel olmayınca böy-
le bir eser yapmak isteyen müensese, ister
niyetlerin en iyisile, ister en kötüsile ha-
reket etsin, bu çukura düşecek ve nihayet
kan başına vurduğu zaman da * bunu ilk de-
fa ben yaptım, geride ne vardı > diyebile-
cektir.

2

İste, daha kendi muhasebesini yapma-
mış bir âlemi, dışarıya tanıtmak istemenin
akıbeti, Zayıf bir iş, kedisinden daha zayıf
bir karakter! dışarıya vurdurmuş ve henüz
kendi mahkemesini kurmamış bir için dışa-
riya çıkmak hususundaki liyakatini güzelce
tespit etmiştir.

Zavallı Türk edebiyatı | Seni diplomatik
valiz içinde gümrüklerden kaçırmak İste-
yenlere bilmeden ihanet ediyor ve yasak
€şya halinde istasyon rıhtımlarına dökülü-
yorsun. Bilmiyorsun ki sen, cevherinin terki-
bini bulduğun ve yasaklarını kurduğun gün,
sivri burunlu ve miyop bakışlı Avrupa ku-
yumcuları ayağına kadar gelecektir.

MEK

Mecmua yağmuru

Gökler ufkumuzu, korkunç bir hiç-
lik kozallığı içinde, bir kar rehavetile düşen,
eski papuç, soğan kabuğu, hindi tüyü, sön-
müş kömür ve bakkal çivisinden ibaret kor-
kunç bir yağmura tutmuştur,

Mecmua yağıyor. Yüz bin tanesi çıkıyor
ve yüz bie tanesinin de çıkacağı bu günlerde
haber veriliyor. Ne Alman markı, ne Rus Ma:
natı enflasyon günlerinde kantiteyi bu ka-
dar namütenahiye ve kaliteyi bu kadar hiçe
götürmedi. Bu kadar bol çıktıklarına ve da-
ha bir kaç misli çıkmak alâmeti gösterdik-
lerine göre bunlar Türk okuyucusunu avi
yacak esrarlı maideyi nihayet bulmuşlar mı
dır? Habeş kralının lâzımlığı, bin metre bo-
yundaki ejder, Bektaşi esrarı, Amerikan-
vari tavsiyeler, Holivut kızıyla erkeği ara
sındaki dedikodu, kızıl sultana ait romanın
onuncu seneye basan tefrikası, Aysel hanım-
la Vural beyin arasında geçen hikâye, üç
beylik bilmece ve iki sefil hediye. İşte bu
esrarlı maidel

Beri tarafta 101 sene hapsinden nasılsa
çıkmış mahpuslar gibi ezgin ve şaşkın,
haklarını İdrâkten mahrum, nasıl yaşadığı
meçhul, şahsiyetleri mevhum ve miyarları
madum bir kaç edebiyat mecmuası ve mız,
mız, mız, bir takım sesler. ©

Et yiyen kurdu günlerce aç bırakırsanız.
belki ota da razı edebilirsiniz. Fakat okuyu-
cunun zevk ve idrâk desindeki teşekkülü
bozacak derecede ona bu tarzda gıda ver-
dikten sonra ondan marazi bir alâka görür-
seniz suçu okuyucuya yükletemezsiniz. Suç
ne ilk kiymet şarlatanlarında, ne de ikinci

Meydan boştur ve
her boş meydan çocuklarının zıp
zıp oynamasına açıktır. Işık olmıyan yer-
de karanlık hüküm sürer. Kabahat çakmayan
agıkdadır. MEK



Bu sayıdaki diğer sayfalar: