Özet
Bergson Katolik mi Oldu?
Fransa Katolik bir memleket olduğuna göre böyle bir haber manasız görünür. Fakat hem men söyleyelim: Filozof Bergson, Fransız yerleşim bir Lehitan Yahudisidir. Bundan başka felsefi eserlerle hristiyanlığa çok müsait olmayan bir telakkı sabhi idi. Kendisi değilse bile talebelerinden biri, Le Roy, Romadaki baş pa.
Bu iki (nefs) arasındaki farkı basılı bir zekâ anlayamaz.
Fakat ilk ve iptidai manasında (nefs), köpeğin kemiğine bağlı olup gibi, hasıs manfaatlarına, kükür ta- malarına ve hayvanı insiyaklarına rağmen. Hıç bir otakılıktır, hıç bir mühesebesi, kendisile hıç bir ilklâf ve davası olamaz. Kendisinden emin ve hoşnutur. Viadan azabı dağın, içinde ulviye benzer bir ses geç- mez, endişe, kapsıma çalşım. Kafinan tekere şeref ola dişişneden, ruhun baş huçu hanıpcan ve kvvetin ilk sarı olan ifettan tamamıle sy- rimıştır. Pöhpnelişi var, gururu yok, palavrası var, kırhramalıyi yok, iddiası var, fikri yok, hilekârlığı var, sanatı yoktur. Sanki Allah, nuturandı moham etliği bu bebahta, içinin zindanını soyet rahat gösterir, onu teselli etmişir.
İste, Babılı'nin dişi horozu şek- linde söhretini yapmış, parçasını toplamış ve tarafdarlarımdan: — Yaşça bu Çilli Horozum! Nidalarına mestolmasın olan bazı tipleri, bu nevden basit birer (nefs) halinin mümessilleridir. Bu hallerle kazandıkları muvaffakyet, şiirlerle, hikâyetlerle, fikirlerle, tenkilliler.
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
BERGSON KATOLİK Mİ OLDU?
Elime geçen bir Alman gazetesi, memleketi-
mizde oldukça tanınmış bir Fransız filozofunun
merasimle Katolik olduğundan bahsediyor ve
bu habere şu ilâveyi yapıyor: «Büyük bir filo-
zolun nihayet son hakikatin hıristiyanlıkta oldu.
unu tasdik etmesi, aziz dinimizin doğruluğunu
ir ?»
gösteren bir delil değil mi
Fransa Katolik bir memleket olduğuna gö-
re böyle bir haber manasız görünür. Fakat he-
men söyliyelim: Filozof Bergson, Fransada yer-
leşmiş bir Lehistan Yahudisidir. Bundan başka
felsefi eserlerile hıristiyanlığa çok müsait olma-
yan bir telâkki sahibi idi. Kendisi değilse bile
Böyle bir (nefs) hüviyetin
yapacağı döğüş ve kendisini
teklif etmekle varacağı netice,
teşhir, terzil, teşhis ve tanzife
yarar ki ona can kurbandır.
Onu kendimize, dostumuza ve
herkese korkusuzca tavsiye ede-
biliriz. Bu iki (nefs) arasında-
ki farkı basit bir zekâ an
lıyamaz.
Fakat ilk ve iptidai manasında
(nefs), köpeğin kemiğine bağlı oluşu
gibi, hasis menfaatlerine, küçük ta-
malurına ve hayvani. insiyaklarına
mağlüptur. Hiç bir otokritiği, hiç bir
muhasebesi, kendisile hiç bir ihtilüf
ve davası olamaz. Kendisinden emin
ve hoşnuttur. Vicdan azabı duymaz,
içinden ulviliğe benzer bir ses geç
mez, endişe, kapısını çalmaz. Kufanın
tek şerefi olan düşünceden, “ruhun
Baş huyu olan hicaptan ve kuvvetin
ilk şartı olan iffetten tamamile sy
rılmıştır. Pöhpöhlenişi var, yururu
yok, palavrası var, kahramanlığı yok,
iddiası war, fikri yok, hilekârlığı var,
sanatı yoktur. Sanki Allah, nurundan
mahrum. ettiği. bu. betbahta, içinin
sindanını gayet rahat gösterip, onu
teselli etmiştir.
İşte, Babrâlinin döğüş horozu şek-
linde şöhretini yapmış, parsasını top”
lamış ve tarafdarlarının:
— Yuşa be Çilli Horozüm!
nidalarile mestolmuş olan bazı
tipleri, bu neviden basit birer (nefs)
halinin mümessilleridir. Bu hallerile
kazandıkları muvaffakiyet, iirlerile,
hiküyelerile, © fikirlerile, tenkitlerile
uyandırdıkları alâkadan çok daha
canlı olduğu için, pazıya kuvvet,
bu müşterisi bol madeni işletirler.
Böylece hem muhitlerinin, kendilerin-
den evel bu hususta bir tarih ve ma-
siye malik olan seciyesini beslemiş,
hem de o seciye ile beslenmiş olurlar.
Bunların neler yaptıkları ve neler
yapmaya istidatlı insanlar oldukları
hakkında, ne kadar işime yararsa
yarasın ve tahlilime ne kadar yar-
dumcı olursa olsun misal vermemeyi
tertih ediyorum. Onu az çok Babıüli
aktüalitelerini takip etmiş okuyuculur
bilir. Vakadan ziyade karakter, şahıs-
tan ziyade mesele üzerindeyim.
Bunlar hakikatta filön devirden
günümüze kadar gelen bir zincirin
hakir birer halkası ve düşkün yara-
tılışlar. serisinin halis prototipleri
oldukları halde, açık gözlükleri sa-
yesinde kozamlmış 24 saatlik alâka
arın fâni aynasında, filân ve filân
fikir sisteminin, filân ve filân sanat
tarzının mümessilleri gibi görünürler.
Bu, bilerek veya bilmeyerek en büz
yük yalanlarıdır. Her hangi bir mez-
hep ismini taşıyan mefhum, ister hak,
ister. batıl olsun, bunların yanında
bir hayü ve namus temsil eder. Ma-
iddia eden bir
tenekeci dükküni işletmesi
gibi, en büyük şiir heyecanını, yaz
dığı hicviyelerde bulan şairler, en
büyük tenkit zevkini, çalıştığı gaze
tenin. yazı müdürine ait romanları,
onlardan iğrenmesine mukabil 5 lira
ya melettiğini söylemekte arayan
ünekkitler, en büyük nükte kabili
ruhile de bedenile de temiz
kitabı vesilesile, (bu şairin
elleri kirli) demekte gösteren nükte
ne. mühendisli
adamın
talebçlerinden biri, Le Roy, Romadaki baş pa-
bazlar, en yaman tahlil kuvvetini,
mahalle çocuklarını bile tiksindirecek
bir eda ile (Bayım mistikti
pilava da bayılır, kızları da sıkıştırır,
otomobile de biner) tasvirinde bulan
ve kendi ifadesine ve kendi kendisine
(bir zümrenin toplan teşhiri) mükâ-
fatını veren fıkracılar ve daha Buna
benzer tiplerin kâffesi, bütün külçe
ve bütün hacimlerile minicik bir ru-
hiyat kanununun çerçevesi içinde
mahpus ve ondan öleleri hiç düşü-
nülmeyecek ve konuşulmaycak insani
yüz karalarıdır. Bunların hiç bir da-
vaları yoktur. Sağ, sol, ileri, geri,
bütün fikir sistemleri, bunlardaki en
kaba (nefs) gayretinin, en kaba pe-
çesi hükmündedir. Sira her fikir
teminin ve her felsefenin” bir ahlâk
telâkkisi olmak lüzumdir. Hiç bir ye-
nilikleri de yoktur. Zira Babıdli or-
tasında yükselen çekişme, döğüşme
üşme Ehramına taşıdıkları taş-
lardan çok daha büyüklerini taşımış
bahadirlerin birer hazin takipçisi ve
mirasçısıdırlar. Kıskançlık ciğerlerini
basiller gibi yiyecek, kendilerini öl-
dürmeye kendileri kâfi gelecek ve
zaman onları, bir daha anmamak
suretile offedecektir.
Bu muhitte fikir, şahsiyet ve ye”
nilik sahibi olmanın tek çaresi, her
şeyden ve her fikirden evel bu ahlâkı
reddetmek, bu ananeyi parçalamak,
bu sencirin bir halkası olmaya ta-
hammül etmemek ve (fikir)in iz
yeni bir. ahlâk telâkkisinin temiz
Perdesi üstünde aksettirici şartlar ve
seciyeleri Babrüliye empoze etmekle
başlayacaktır.
Necip Fazıl KISAKÜREK
ge a