language

ustmenu

searchbar

Her Ay 1937-05-20 Sayfa 154

Her Ay Dergisi, 20 Mayıs 1937, Sayfa 154

 



Özet

Yet içinde yoğurulmuş olan Türk kültürünün, istinat ettiği zümre de Türk olmak üzere kurduğu iki İslami devlet olarak bilgimiz Kara Haniler devrinde bir İslami Türk edebiyatının başladığını görüyoruz. Bu devre ait halk edebiyatı mahsulleri yanında, bir de klasik edebiyatın inkıslamını anlatacak Kutadgu Bilik ve Hibet - Hakayık adında eserlerin mevcudiyetini biliyoruz: Hicri 4 üncü ve 5 inci asırlarda inkıslafa başlayan bu klasik edebiyat, tarihini muhtelif devirlerinde, Türkistan, Maveranennehir, Harzem, Altimordu, Anadolu, Irak, Suriye, Misir ve hatta Rumelide, muhtelif Türk devletleri idaresinde şekilleri ve hatta kısmen mühtevası itibarile Arap ve İslami Iran edebiyatlarının mutlak bir hâkimiyeti altında tekamülüne devam edecek, faraza Selçukiler ve Safaviler devrinde İranda, Türk kültürünün kendini Iran kültüründen zayıf addederek, Iran edebiyatını himaye edecek derecede aşırı bir mahiyet de göstercektir. Bu edebiyatın karakterleri ne olursa olsun, İslâm medeniyeti tesiri altında, Türk edebiyatı, Türk devasının azami husuf devresine tekbül eder. Maamafih, Ali Şirnevainin, bazı Osmanlı devri şairlerinin İslam kültürünün bu mutlak nüfuzu karşısında gösterdikleri akşulameli, maalesef milli şuurun geçici ve tesirsiz bir tezahürü olarak telakkı etmek mecburiyetindedir.

İslami kültürün Türk edebiyatı üzerindeki bu mutlak hâkimiyeti son devirlere kadar kendini muhafaza etmiş, ve nihayet yeni hayat şartları karşısında tutunamayarak iflas etmek mecburiyetinde kalmıştır. Maamafih, milli dehann İslami tesirler altında ne neviden tezahürlerde bulunduguunu tetikkik, Türk edebiyatının en şayani dikkat meselelerinden birini teşkil etmektedir. Bunun için de, İran ve Arap edebiyatlarına ait tetkiklerin, Türkoloji tetkikleri yanında mühim bir yer alması icip eder. Türkiye'de mevcut bir çok kütüphaneler, bu tetkiklerin mühacacıları malzeme bakımından ensalsız bir hazine teşkil eder.

3. Avrupa medeniyeti tesiri altında inkıslap eden Türk edebiyatı, yeni hayat şartları karşısında içtimai bünyemizde husulü zaruz olan bir nevi Rönesansla başlar. Bu ce- reyann mübeşirleri kimler olursa olsun, Türk edebiyatı, İsl-.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

156 Her Ay

yet içinde yoğurulmuş olan Türk kültürünün, istinat ettiği züm-
re de Türk olmak üzere kurduğu iki İslâmi devlet olarak bil-
diğimiz Kara Haniler devrinde bir İslâmi Türk edebiyatının
başladığını görüyoruz. Bu devre ait halk edebiyatı mahsulleri
yanında, bir de klâsik edebiyatın inkişafını anlatacak Kutad-
gu Bilik ve Hibet - Hakayık adında eserlerin mevcudiyetini
biliyoruz: Hicri 4 üncü ve 5 inci asırlarda inkişafa baş-
lıyan bu klâsik edebiyat, tarihin muhtelif devirlerinde,
Türkistan, Maveraünnehir, Harzem, Altınordu, Anadolu,
Irak, Suriye, Mısır ve hatta Rumelide, muhtelif Türk dev-
letleri idaresinde şekilleri ove hatta kısmen mühtevasıi
itibarile Arap ve İslâmi İran edebiyatlarının mutlak bir
hâkimiyeti altında tekâmülüne devam edecek, faraza Selçuki-
ler ve Safeviler devrinde İranda, Türk kültürünün kendini İran
kültüründen zayıf addederek, İran edebiyatını himaye edecek
derecede aşırı bir mahiyet de gösterecektir. Bu edebiyatın ka-
rakterleri ne olursa olsun, İslâm medeniyeti tesiri altında, Türk
edebiyatı, Türk dehasının âzami husuf devresine tekabül eder.
Maamafih, Ali Şirnevainin, bazı Osmanlı devri şairlerinin İs-
lâm kültürünün bu mutlak nüfuzu karşısında gösterdikleri ak-
sülâmeli, maalesef milli şuurun geçici ve tesirsiz bir tezahürü
olarak telâkki etmek mecburiyetindeyiz,

İslâmi kültürün Türk edebiyatı üzerindeki bu mutlak haki-
miyeti son devirlere kadar kendini muhafaza etmiş, ve nihayet
yeni hayat şartları karşısında tutunamıyarak iflâs etmek mec-
buriyetinde kalmıştır. Maamafih, milli dehanın İslâmi tesirler
altında ne neviden tezahürlerde bulunduğunu tetkik, Türk ede-
biyatının en şayanı dikkat meselelerinden birini teşkil etmekte-
dir. Bunun için de, İran ve Arap edebiyatlarına ait tetkiklerin,
Türkoloji tetkikleri yanında mühim bir yer alması icap eder.
Türkiyede mevcut bir çok kütüphaneler, bu tetkiklerin muh-
taç oldukları malzeme bakımından emsalsiz bir hazine teşkil e-
derler.

3. — Avrupa medeniyeti tesiri altında inkişaf eden Türk
edebiyatı, yeni hayat şartları karşısında içtimai bünyemizde
husulü zaruzi olan bir nevi Rönesansla başlar. Bu ce-
reyanın mübeşşirleri kimler olursa olsun, Türk edebiyatı, İslâ-



Bu sayıdaki diğer sayfalar: