language

ustmenu

searchbar

Commodore 1986-06-01 Sayfa 70

Commodore Dergisi, 1 Haziran 1986, Sayfa 70

 



Özet

Elektronik atletler ise doğrusu bilesi bir kendine güvene rastlamıyor. Özellikle kadınlardaki güvensizlik dikkat çekici. Amerikan "Women's Computer Literacy Project" kadınılar bilgisayarla alıştırma çalışmış bir araştırma grubu. Başkını Deborah Brecher esas sorunu şöyle tanımlıyor: Birkaç yıl önceki kadar gelişmiş ülkelerde dahi bazı çocukları makinerlerin erkek dünyasının bir parçası olarak konsuyeta yetiştilerlerdi. Teknik bir alet bozulduğunda onu tamir etmek erkegin işiydi. "Bilgisayar" kelimesinin kadınılara yarattığı ilk çığrım, bugün hâlâ bir çılgınlığın içinde bir kabus olan "matematik"ti.



Diğer Dergiler



Tam metin içeriği

ci makinenin “tutkunu” olup çocuk-
luk günlerinin o saf sevincini-heyeca-
nını hiçbir zaman tadamamaları ola-
bilir. Turkle, ondört yaşındaki bir
gence bilgisayar karşısında hiç korku-
ya kapılıp kapılmadığı sorulduğunda
soğuk bir yanıtla karşılaşıyordu: ““Ne-

den korkacak mışım?... O benim kö-

lem!...”

Elinin Hamuruyla...

Elektronik aletlerle yetişmemiş olan
biz büyüklerde ise doğrusu böylesi bir
kendine güvene rastlanmıyor. Özellik-
le kadınlardaki güvensizlik dikkat çe-
kici. Amerikan “Women's Computer
Literacy Project” kadınları bilgisaya-
ra alıştırmaya çalışan bir araştırma
grubu... Başkanı Deborah Brecher
esas sorunu şöyle tanımlıyor: Birkaç
yıl öncesine kadar gelişmiş ülkelerde
dahi kız çocukları makinelerin erkek
dünyasının bir parçası olduğu kanısıy-
la yetiştiriliyorlardı. Teknik bir alet
bozulduğunda onu tamir etmek erke-
gin işiydi. ““Bilgisayar”” kelimesinin
kadınlara yarattığı ilk çağrışım, bugün
hâlâ birçoğumuz için bir kabus olan
“matematik”ti.

Amerika'da bugün belirgin bir de-
gişme gözleniyor: En yeni istatistiklere
göre Amerikan okullarında en az er-
kekler kadar kız öğrenciler de bilgisa-
yara ilgi göstermekte. Oysa Avrupa'-
da bile durum hâlâ farklı: Okullardaki
bilgi-işlem dersi seçmeli olduğu za-
man, kızlardan çok erkekler alıyor.

Biz yine yetişkinlere dönelim. Git-
tikçe daha çok sayıda psikolog bilgi-
sayar korkusuna karşı etkin metodlar
geliştirme konusunda uzmanlaşmak-
ta “Hastaları” arasında ilk sırayı or-
ta yaştaki memurlar ve sekreterler alı-
yor. Korkuyorlar, bilgisayarla kıyas-
lanmak zorunda kalmaktan paniğe
kapılıyorlar. Bilinçaltındaki birçok
nokta buna neden olmakta:

— Örneğin bir metin işlem
programına gerçekten hâkim
olabilir duruma gelebilmek
için önceden öğrenmeye belirli
bir zaman ayırma gerektiğine
dair bir önsezi.

— Yeterli zaman ayırmaya
rağmen, becerinin yetmemesi
ve o zamana dek memnun
olan patronun, çalışanın nite-
likleri konusunda kuşkuya

m COMMEOodore sz

düşebileceği korkusu: yani kı-
saca işi kaybetme korkusu.

— Öğrenme ya da uygula-
ma esnasında pahalı araçlara
zarar verme ya da önemli
programları bozabilecek olma
korkusu.

Hata Yapın! Bol
Bol Hata Yapın!

Bazı durumlarda bu korku tıbbi
müdahale gerektirecek boyutlara var-
dı: Yalnızca psikolojik baskı nedeniyle
ortaya çıkan yüksek tansiyon, aşırı
terleme ya da bulantılar.

Bu “bilgisayar hastaları'”ndan ba-
zıları ile aylar sonra tekrar görüşüldü:
Bu arada çoğu bilgisayarla çalışmaya
alışmış ve iş dünyalarını onsuz düşü-
nemez olmuşlardı. Korkularını en ça-
buk yenenlerse cesaretlerini toplayıp
yöneticiler ve iş arkadaşları ile açık
açık sorunları üzerinde konuşabilmiş
olanlardı.

Bu “zeki” makineye karşı duyulan
tutukluk halini olabildiğince çabuk gi-
derme konusunda yukarıda değinilen
“manevi rahatlama ve masajın” ya-
nısıra ondan daha önemsiz sayılama-
yacak bir metod daha var. Bilgisayar-
da olduğu kadar başka hiçbir işte in-
san, kendi yanlışlarından bu kadar
çok şey öğrenemez. İşte tam da bu
noktada eğitimimiz bize kötü bir oyun
oynamakta: Yüzyıllardan beri insan
gerek aile gerek okulda aldığı eğitim-
de mümkün olduğu kadar hata yap-
mamaya teşvik edilmiştir. Kim çok



Bu sayıdaki diğer sayfalar: