Özet
Apartimana girince odayı sevdim: fotograffsızdı. Fakat biraz sonra gözüme divarda bir fotoğraf ılışı. Eyvah! Odannın güzellikleri bitiyordu. Bereket versin ki, çok defa böyle kütüphane ziyaretlerinde olduğu gibi, bu sefer gözlüğümü unutamıştım ve fotoğraf sandığım karalı gravürdü: «Üçüncü Selimin çeşmesi ve Hisarlar». [**].
Diğer Dergiler
Tam metin içeriği
Mah-
bnül-
olma-
Ibent-
hafta
'keple
risafir
yalnız
Sanım
3USUSİ
attım.
UCUZ-
husu-
/leselâ
1 ucuz
kitap
zütüp-
razmış
eş bin
ı Nüz-
nceliği
1. Me-
lâakal
o, Ka-
olyon-
yazan
la otu-
Edebiyat ve Sanat N | 121
Apartımanına girince odayı sevdim: fotografsızdı. Fakat
biraz sonra gözüme divarda bir fotograf ilişti. Eyvah! Odanın
güzelliği bitiyordu. Bereket versin ki, çok defa böyle kütüp-
hane ziyaretlerinde olduğu gibi, bu sefer gözlüğümü unutma-
mıştım ve fotograf sandığım karaltı gravürdü: «Üçüncü Selimin
çeşmesi ve Hisarlar». (*|
Ev sahibi bu resme bakarken gözünde nazar ikinci bir göz-
dü. Bu ikinci gözün önünde İstanbulun gökleri, denizleri bu re-
simdeki çeşmeden akıyor. Ve pencereden bakarken yine bu ikin-
ci göz Şehit Ali paşanın harap kütüphanesinde durmadan Bo-
gaziçine atlamıyor. Bu gözler bana bir kitapta okuduğum elle-
ri hatırlattı: kitap sevenlerin kitabı bir nevi şehvetle tutan el-
lerin... Kırk elli sene tek bir şeyi sevmek ne güzeldir. Bu he-
yecanla ona soracağım şeyleri unuttum; meselâ:
— Bizim resmi kütüphanelerimizde Elzevire var mıydı?
Meselâ Adles'in italigue harflerile basılmış eserleri bizde
nerede bulabilirdim?
Bu unuttuğum şeyleri hatırlamak isterken bir kolleksi-
yona gözüm takıldı: Van Kulu lüğatinden Tanzimatın ilânı se-
nesi sonuna kadar matbu eserler kolleksiyonu... 110 seneyle
yan yana duruyordum, Bunları tetkik edecekken gözüm başka
bir kolleksiyona ilişti: Avrupada basılan bütün türkçe gazete-
ler... Ve politika ilme galip geldi, kitapları bıraktım; gazeteleri
karıştırdım: Sultan Hamidin otuz sene korktuğu şeyleri... Keşki
bu umacılara merak etmeseydim: meğer, padişah fikrinden de-
gil, basılmış kâğıttan korkmuş! İnsan bu gazetelerle Karadağ
prensini deviremez.
Benim dereden tepeden söylediğim lâkırdılarla çiğ bir ziya
içinde yüzen odaya - yine benim ricam üzerine - bir loşluk çök-
meğe başladı: kütüphaneden yığın yığın eserler çıkıyor, bir ta-
rafa yığılıyor, odanın havası meşin ciltlerden uçan renklerle
kararıyordu: o«inculable» ler... Türk matbaasında ilk basılan
fransızca kitaplar... Munfasıl harfli eserler... Fransa sefaret-
hanesindeki matbaada basılan türkçe şeyler...
(*) Langlume isminde ilk Fransız taş basması matbaalarından
birinin eseridir.